• This is default featured slide 1 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

  • This is default featured slide 2 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

  • This is default featured slide 3 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

  • This is default featured slide 4 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

  • This is default featured slide 5 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

Louboutin "kırmızı taban" markası üzerindeki haklarını korudu

Louboutin Kırımız Taban Bayan Ayakkabısı

Lüks ayakkabı tasarımcısı Christian Louboutin, Avrupa Yüksek Adalet Divanında, kadınlar için yüksek topuklu ayakkabılarda kullanılan özel kırmızı taban markasına ilişkin olumlu bir karar elde etti.

Lüksemburg merkezli mahkeme kararını, bir ayakkabının tabanına uygulanan bir renkten oluşan bir işaretin, şekillerin tescilinin yasaklanması kapsamına girmediği gerçeğine dayandırdı. Kararda "böyle bir marka, marka direktifinin anlamı dahilinde 'sadece şekilden' oluşmaz" dendi.

Bu yılın Şubat ayında, Louboutin, AB Yüksek Mahkemesi genel savcısının, AB ticari marka yasası kapsamında belirtilen gerekçelerle renk ve şekilleri birleştiren bir ticari markanın reddedilebileceğini veya geçersiz kılınabileceğini beyan etmesi ile bir davayı kaybetmişti.

Kadınlara yüksek topuklu ayakkabılar tasarlayan M Louboutin ve Christian Louboutin SAS tarafından dava konusu yapılan durum dış tabanı her zaman kırmızı olan ayakkabıların özelliği üzerine odaklandı.

Louboutin,  söz konusu markayı BENELUX*'de 2010'da "ayakkabılar" ve 2013'de "yüksek topuklu ayakkabılar" için tescil ettirmişti. Söz konusu tescilde marka "bir ayakkabı tabanına uygulanan kırmızı renk (Pantone 18 1663TP) 'den teşkildir" şeklinde tanımlanıyor. Ayrıca tanımda "ayakkabının çevresi, ticari markanın bir parçası değildir, ancak işaretin konumlandırılmasının gösterimidir" deniyor.

Louboutin, Hollanda'da perakende ayakkabı satış mağazaları işleten The Van Haren şirketine  2012 yılında yüksek topuklu kırmızı tabanlı bayan ayakkabısı satması nedeniyle Hollanda mahkemelerinde marka tecavüz davası açmıştı. Bu davaya cevaben The Van Haren söz konu markanın hükümsüz olduğunu iddia etmişti.

AB ticari marka direktifi, bir markanın tescilinin reddedilebileceğini veya hükümsüz kılınabileceğini içeren bir dizi gerekçe içeriyor. Gerekçelerden birisi de ürünlere önemli değer katan müstakil olarak bir şekilden teşkil olan işaretlere ilişkin. Hollanda makamları AB Adalet Divanı'ndan konu hakkında görüş talep etti. Bu talep üzerine, Direktifin ilgili maddeleri dahilinde, "şekil" kavramının bir ürünün "dış çevresi, ölçüleri ve hacmi" gibi üç boyutlu özellikleriyle sınır olup olmadığı veya bu kavramın ayrıca "renkler" gibi diğer karakteristikleri de kapsayıp kapsamadığı sorularının cevaplanması gerekti.

Mahkeme kararında, ticari marka direktifinin 'şekil' kavramının tanımına yer vermemesinden dolayı, bu kavramın anlamının, içinde bulunan bağlam da gözetilerek, gündelik dilde olağan anlamını dikkate alarak belirlenmesi gerektiği görüşünü benimsedi. Ayrıca, Mahkeme şu ayrıntılı görüşe yer verdi:

"Söz konusu işaret, yüksek topuklu ayakkabılar için belirli bir taban şekli ile ilgili değildir, çünkü bu markanın tarifinamesi ayakkabının dış çevresinin markanın bir parçasını oluşturmadığını ve tamamen tescil kapsamındaki kırmızı rengin konumlandırmasını göstermeyi amaçladığını açık bir şekilde belirtiyor. Bir işaret “sadece” bir şekilden ibaret sayılmaz, konu işaretin ana unsuru uluslararası olarak tanınan bir kimlik koduyla belirlenen özel bir renktir."

Sonuç olarak, çok tartışılan Louboutin davasında, Adalet Divanı, bir ayakkabının tabanına uygulanan bir renkten oluşan bir işaretin, "şekillerin ticari marka olarak tescili yasağı" kapsamına girmediğini teyit etmiş oldu.

* BENELUX: Belçika, Hollanda ve Lüksemburg tarafında oluşturulmuş ortak marka tescil sisteminin adı.
Share:

Japon Patent Ofisi "hoşgörü süresini" 12 aya uzattı

Japon Geleneksel Şemsiyeleri

Japonya, buluşların kamuya açıklanmalarından sonra da patent almalarına olanak veren "hoşgörü süresini" ("grace period") 6 aydan 12 aya çıkardı.

Birçok ülkede patent verilebilmesi için yenilik mutlak bir ön şart olarak kabul ediliyor. Yani patent başvurusu yapılabilmesi için buluşun daha önce hiçbir suretle kamu ile paylaşılmaması gerekiyor. Aksi halde patent başvurusu öncesinde yapılan açıklama nedeniyle buluşun yeni olmadığı kabul ediliyor.

Yenilik ve buluş basamağının incelenmesinde ilgili "önceki teknik" patent başvurusu öncesinde dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir dildeki kamunun ulaşabileceği yazılı veya sözlü her şey anlamına geliyor. Kamu buluşu gizli tutma yükümlülüğü olmayan bir kişiyi dahi kapsıyor. Dolayısıyla, başvuru öncesi buluşun herhangi bir kişiye dahi açıklanması buluşun yeniliğini öldürebilir. Buluş sahibinin başvuru öncesinde buluşu açıklamasını da önceki teknik alanına giriyor. Başka bir ifadeyle, patent başvurusu öncesinde buluş sahibi buluşunu kamunun bilgisine sunarsa buluşun patent alması imkanı kalmıyor.

Genel olarak, buluş kamuya açıklanmadan patent başvurusunun yapılması gerekiyor. Aksi halde, kamuya açıklama “önceki teknik” olarak kabul ediliyor. Bu nedenle, patent başvurusuna konu buluşun yenilik ve buluş basamağının gerekliliklerini karşılayıp karşılamadığını incelerken patent ofisi inceleme uzmanı başvuru öncesi kamuya açıklamayı dikkat alır. Bir buluş patent başvurusu tarihinden önce kamuya açıklanmış ise, patent ofisi yenilik veya buluş basamağı eksikliğine dayanarak patent vermeyi ret eder. 

Bununla birlikte, bazı ülkeler patent başvurusundan belirli süre öncesinde buluşa ilişkin yapılan açıklamaların "önceki teknik" olarak kabul edilmediği "hoşgörü süresi" imkanını sunuyor. Çoğu ülkede, hoşgörü süresi sadece buluşçular veya patent başvurusu yapmaya hakkı olan kişiler tarafından yapılan açıklamaları kapsıyor. Örneğin, Fransa'da veya Avrupa Patent Ofisi'nde hoşgörü süresi bulunmuyor, ancak Kanada, Güney Kore, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri'nde 12 aylık hoşgörü süresi bulunuyor. Japonya'da ise bu süre 6 ay ile sınırlıydı. 

Patent kanununda yapılan son değişikliklerle Japonya'da da "hoşgörü süresi" 12 ay oldu. Gözden geçirilen kanun 9 Haziran 2018'de yürürlüğe girdi ve 9 Aralık 2017'de veya sonrasında yapılan kamuya yapılan açıklamaları da kapsayacak.
  
Böylelikle, 9 Aralık 2017 tarihi itibariyle kamuya açıklanan tüm buluşlar için 12 aylık hoşgörü süresi uygulanacak. Örneğin, bir buluş 24 Ocak 2018'de kamuya açık hale getirilmişse, ilgili patent başvurusunun 24 Ocak 2019 tarihinde veya öncesinde yapılması durumunda buluşun kamuya açıklanmamış olduğu kabul edilecek. Bu uygulama PCT kapsamında yapılan patent başvurularını da kapsayacak.
Share:

EUIPO raporu sahteciliğin AB ekonomisine maliyetini ortaya koydu

Barok Bina Balkonunda Avrupa Birliği Bayrakları

Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) tarafından yayınlanan beş yıllık araştırmaya dayanan bir rapor sahteciliğin her yıl AB ekonomisinden yaklaşık 60 milyar avroyu çaldığını ortaya çıkardı.

EUIPO'ya göre bu rakam aralarında ilaçların, akıllı telefonların, alkollü içeceklerin, giyim ve moda aksesuarlarının da yer aldığı 13 sektörü yıl bazında direk etkiliyor. Bu kayıp tutarına yiyecek endüstrisindeki kayıplar dâhil değil. Rapora göre söz konusu sektörlerdeki satışların yüzde 7,5'ine karşılık gelen 60 milyar Avro'luk rakamın, her yıl AB vatandaşı başına toplam 116 avroya kadar zarara yol açıyor.

Raporda ayrıca taklitlerin varlığının bu sektörlerde direk olarak 434.000 kişilik bir istihdam kaybına yol açtığı ve Avrupa Birliğine üye devletlerde 15 milyar avro vergi ve sosyal güvenlik katkı kaybına yol açtığı tespiti yapılıyor.

2013 yılından bu yana yürütülen araştırma bulgularını bir araya getiren rapor, fikri mülkiyetin değeri, fikri mülkiyetin kamuoyundaki algısı, fikri mülkiyet haklarını ihlal etmek için kullanılan mekanizmaları ve ihlalin ekonomik sonuçları hakkındaki çeşitli çalışmaları bir araya getirmek suretiyle AB'de fikri mülkiyet haklarının ve fikri mülkiyet hakları ihlallerinin tutarlı bir resmini göz önüne sermeyi amaçlıyor.

EUIPO ve OECD tarafından yapılan önceki araştırmalar, 2013 yılında Avrupa Birliği'ne toplam sahte ve korsan ürünlerin ithalatının, toplam AB ithalatının yaklaşık yüzde 5'ini temsil eden 85 milyar avroya ulaştığını ortaya koymuştu.

Rapor, taklitçiler tarafından benimsenen iş modellerinin, ürünleri dağıtmak ve yasa dışı dijital içeriğin dağıtımını ve tüketimini arttırmak için internetten önemli ölçüde faydalanıldığını gözler önüne seriyor. Özellikle iki popüler teknik olarak sahtecilikten şüphelenilen web sitelerinde reklam verilmesi ve taklit ürünleri satan e-mağazalara trafik oluşturmak için alan adı sisteminin kötüye kullanılması gösteriliyor.

Raporda, EUIPO tarafından dikkat çekilen bir diğer eğilim gümrük verilerine dayanıyor. Gümrüklerde artan şekilde el konulan postalar, taklitlerin gittikçe küçük gönderiler formunda olduğunu gösteriyor. Bu posta gönderileri yoluyla ekran veya piller gibi cep telefonu parçaları ile otomobil yedek parçaları dâhil olmak üzere daha büyük oranlarda yedek parçaların AB'ye girdiği ifade ediliyor.

EUIPO'nun raporu taklit ve sahtecilikle mücadelenin önemini şu sözlerle dile getiriyor: “Tahmin edilen doğrudan ekonomik sonuçlarının yanı sıra, fikri mülkiyet haklarının ihlali de dinamik ve uzun vadeli etkilere sahip olabilmektedir. İhlal, şirketlerin yenilikçi varlıkları üzerindeki getirilerini azaltıyorsa, inovasyona yatırım sosyal olarak optimal olmadan daha düşük olabilir. Bütün bu nedenlerden ötürü, sahtecilik, politika yapıcıların ve icra makamlarının dikkatini çekmeyi hak eden ciddi bir sorundur.”

Raporun sonuç kısmında ise “Atılan adımlara ve fikri mülkiyet suçlarının AB ekonomisi ve toplumu üzerindeki etkisini ve ölçeğini gösteren kanıtlara rağmen, mevcut probleme yaklaşımın hala güçlendirilmesi gerekiyor… Bu sorunu azaltma çabalarında, fikri mülkiyet hakları ihlali ile mücadelede yer alan AB Kurum ve Kuruluşları arasında daha yakın işbirliği ve hakların yasal uygulamasında daha yakın bir işbirliği temel unsurlardır” dendi.
Share:

EPO, Yapay Zekânın patentlenmesine ilişkin ilk konferansa ev sahipliği yaptı

Yapay Zeka Robotun Baş Kısmının Yandan Profili

"Yapay Zeka (AI) Patentlemesi"ne ilişkin karşılaşılan zorlukları ve fırsatları tartışmak üzere 350'den fazla endüstri, akademi, patent hukuku şirketleri, yargı, ulusal patent ofisleri ve hükümet organları temsilcileri EPO'nun konu hakkındaki ilk büyük konferansında 30 Mayıs 2018 tarihinde Münih'te bir araya geldi.

Açılış konuşmasında, EPO Patent Verme Süreci Başkan Yardımcısı Alberto Casado, konferansın ana amacının “farkındalığı artırmak ve açık görüş alışverişini başlatmak” olduğunu ifade etti. Patent ofislerinin dördüncü sanayi devrimini (4IR) destekleyen hızla gelişen teknolojilerden etkilenmesinin üç şeklini ana hatlarıyla ortaya koydu: AI'nın patentlerle ve diğer fikri mülkiyet haklarıyla korunması, buluşların gelişiminde AI kullanımı,  patentleme sürecinde AI kullanımı. Alberto Casado  "Yapay zekanın hızlı gelişimi ve 4IR ile ilgili patent başvuruları, belirli zorluklar ortaya koyuyor. Değişen ihtiyaçlara en uygun şekilde süreçlerimizi ve hizmetlerimizi sürekli olarak geliştirmeyi ve iyileştirmeyi ve nihai olarak Fikri Hakların Avrupa ve toplumun yararına ve ekonomik büyüme için korunmasını amaçlıyoruz” dedi.

Bir dizi sunum ve panel tartışmasında, katılımcılar patent sisteminin, AI buluşlarını patentlemek için nasıl bir çerçeve sağlanması gerektiğine yönelik çeşitli çözümleri tartıştılar.

AI, 4. sanayi devrimi ve EPO yaklaşımı

Sabah oturumunda, ABD patent vekili Rob Sterne tarafından başkanlık edilen üç temel konuşmayla AI'nın patentindeki mevcut duruma odaklanıldı. Teknoloji "öncü yazarı" Clare Dillon, ICT endüstrisiyle sınırlı olmayan ve "her alanda inovasyon hızını etkileyen mevcut "AI patlamasının" son trendlerini ve kapsamını ana hatlarıyla ortaya koydu. AI'nin başarıya ulaşması için gereken ana unsurları göstererek şunları söyledi: “Patentler ve EPO, AI'nın ekonomik uygulanabilirliğini geliştirmek ve hızlandırmak için büyük bir rol oynuyor.”

Açılış konuşmasında, EPO'nun Baş Ekonomisti Yann Ménière son yıllarda yapılan 4IR patent başvurularının hızlı büyümesine ve bu konuyla ilgili son zamanlarda yapılan bir EPO çalışmasının bulgularına dayanarak patent ofislerine etkilerine dikkat çekti. EPO Direktörü Koen Lievens tarafından yapılan üçüncü bir açılış konuşması, Ofisin bu alandaki patent başvurularını inceleme yaklaşımını anlattı. EPO konuşmacıları, Ofisin, sağlam bir içtihatla desteklenen Avrupa Patent Sözleşmesi çerçevesinde bilgisayar destekli icatlara (CII) karşı istikrarlı ve öngörülebilir bir yaklaşım geliştirdiğine işaret etti. EPO'nun otomotiv ve medikal teknoloji alanlarında aldığı patent başvurularının yaklaşık % 50'si hâlihazırda bir CII bileşenine sahip. EPO'daki İnceleme Yönergeleri için bir güncelleme bu sonbaharda yayınlanacak ve söz konusu yönerge, AI uygulamalarının incelenmesi, mevcut CII uygulaması ve içtihat hukuku ile ilgili daha spesifik bir kılavuz mahiyetinde olacak.

Konuşmacılar, AI'nın patentlenmesindeki zorlukları ve fırsatları vurguladılar

Bir dizi panel tartışmasında, patent uzmanları, AI buluşlarının patentlenmesine ilişkin olarak öğrendikleri stratejileri ve dersleri paylaştılar. Örnek vakalarda, patent başvurularının nasıl yazıldığına ve EPO tarafından nasıl ele alındığına bakıldı. Ericsson'dan Margarethe Zmuda şöyle dedi: "Bir buluşun hayatının her aşamasında zorluklar vardır: değerlendirme ve patent yazım aşaması, patent başvurusu yapılması ve işlem aşaması, ve  yasal uygulama aşaması." Katılımcılar çeşitli çözüm önerilerinde bulundu; patent verme sürecini hızlandırma, patent başvurularının daha erken yayınlanmasını sağlama, buluş sahibi olarak işletmeyi koruyacak şekilde modeller benimseme, hatta patente edilebilirlik kriterleri de dahil önemli yasal değişikliklerde bulunma bu öneriler arasında yer aldı.

Öğleden sonra, iki panel, AI patentlerinin ve hak sahipliğinin tescil sonrası durumlarına ve patentli AI buluşlarının toplumsal ve etik etkilerine odaklandı. Japonya ve ABD'den patent profesyonelleri de ülkelerindeki son gelişmeleri anlattılar.

EPO'nun ICT için Baş Operasyon Yöneticisi Grant Philpott, kapanış konuşmasında, EPO'nun geleceğe yönelik kalitesini ve verimliliğini artırmak için uyguladığı son reformlara işaret ederek şöyle dedi: “AI açık bir şekilde hızlı büyüme alanı ve inovasyon için muazzam fırsatlar sunuyor. Ancak patent sistemi tam olarak bir fırsat olarak kalmasını sağlamak için çok sıkı çalışmak zorunda kalacak. Bu türden etkinlikler, bu zorluğun üstesinden gelmemize yardımcı oluyor, AI'nın ve patent üzerindeki etkisinin ve patentlenebilirliğin sistematik olarak ve tüm paydaşlarla uyum içinde ele alınmasını sağlıyor."

Kayank: EPO
Share:

Popüler Yayınlar

KATEGORİ

Etiketler

Son Yazılar

İLETİŞİM FORMU

Ad

E-posta *

Mesaj *