• This is default featured slide 1 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

  • This is default featured slide 2 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

  • This is default featured slide 3 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

  • This is default featured slide 4 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

  • This is default featured slide 5 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

AB Genel Mahkemesi: Adidas'ın üç şerit marka tescili hükümsüzdür!

Adidas üç şerit


AB Genel Mahkemesi kararında markanın hükümsüzlüğünü şunlara dayandırdı:

  • Marka tutarlı bir şekilde kullanılmamıştır, markanın revize edilen/değiştirilen versiyonları kabul edilemez.
  • Adidas, markanın Avrupa çapında ayırt edicilik kazandığına yönelik yeterli kanıt sunmamıştır (Adidas sadece 5 AB ülkesi için kanıt sundu).

Davanın geçmişi

adidas dikey üç şerit figüratif markaAdidas 2013 yılında aynı genişlikte birbirine eşit mesafede paralel olan üç şerit için marka tescili başvurusu yaptı (AB Marka Tescil Numarası 012442166). Marka başvurusu 25. sınıfta “giysiler, ayak giysileri, başlıklar” için Mayıs 2014’te tescil edildi.

Aralık 2014'te Belçikalı Shoe Branding Europe BVBA firması, markanın ayırt edici niteliğe sahip olmadığı gerekçesiyle EUIPO nezdinde hükümsüzlük talebinde bulundu. Haziran 2016’da EUIPO İptal Bölümü markanın ayırt edici olmadığına hükmetti. EUIPO kararında markanın hem doğası itibariyle ayırt edici özelliğe sahip olmadığını hem de kullanım sonucu ayırt edicilik niteliği kazanmadığını ifade etti.

Adidas bu kararı markanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı gerekçesiyle EUIPO Temyiz Kurulunda temyize götürdü. Temyiz Kurulu, Adidas’ın temyizini reddetti; ancak, Adidas bu kararı da AB Genel Mahkemesinde temyize götürdü.

AB Genel Mahkemesi de Adidas’ın temyizini reddetti ve EUIPO tarafından verilen hükümsüzlük kararının doğruluğunu teyit etti. Mahkeme kararında şu hususlara yer verdi.

  1. Marka son derece basittir.
  2. Marka bir dizi düzenli olarak tekrar eden unsurlardan oluşan bir pattern markası olmaktan ziyade sıradan bir figüratif markadır.
  3. Adidas tarafından sunulan kullanım kanıtları markanın diğer temel niteliklerini, yani beyaz zemin karşısında siyah şeritleri, kapsamamaktadır ve bu nedenle kullanım yoluyla ayırt edicilik değerlendirmesi yapılırken dikkate alınmaları mümkün değildir.
  4. Dolayısıyla, EUIPO, Adidas tarafından ortaya konulan çeşitli kullanım kanıtlarını kabul etmemede haklıdır, zira bunlar farklı markaların (renk şemasının ters çevrildiği işaretler gibi (siyah zemin karşısında beyaz şerit kullanılması) kullanımından ibarettir.
Mahkeme, EUIPO’nun markanın AB çapında kullanılmış olduğunu ve tüm AB’de ayırt edicilik kazandığının Adidas tarafından ispat edilemediği tespitinin doğru olduğu kanaatine vardı. Adidas sadece beş üye ülke ile ilgili olarak kanıt sunabilmişti. Bu karar, Kit Kat ve Big Mac davalarındaki mahkemenin duruşunu bir kez daha teyit etmiş oldu.

Adidas’ın kararı iki ay içinde AB Adalet Divanı nezdinde temyize götürme hakkı bulunuyor.
Share:

Alman Yargıtayı'ndan zorunlu lisans konusunda dikkat çekici karar

Almanya Federal Adalet Mahkemesi Binası (Almanya Yargıtayı)


Almanya Federal Adalet Mahkemesi ("FJC" - Almanya Yargıtayı) 4 Haziran 2019 tarihli bir kararında kolestrol düşüren bir ilaç için zorunlu lisans başvurusunu reddetti. Bu, Federal Adalet Mahkemesinin zorunlu lisans ile ilgili tarihindeki ikinci kararı olma niteliğini taşıyor. 2017'deki önceki ilk vakada mahkeme bir HIV ilacı ile ilgili zorunlu lisans vermişti. Bu kararında ise mahkeme zorunlu lisans talebini reddetti.

Zorunlu lisans talebinde bulunanlar, Almanya'da aktif madde alirocumab içeren tıbbi ürün "Praluent"'in satışını yapıyorlar. Bir protein (PCSK9) ile ilgili olan madde, kandaki LDL kolesterol seviyesini azaltması ile biliniyor. Diğer yandan, zorunlu lisans talebine konu patentin sahibi davalı PCSK9 proteinine karşı yönlendirilen Evolocumab antikorunu içeren "Repatha" adlı bir ilacın satışını yapıyor.

Davalının zorunlu lisans talep edenlere karşı patent haklarını ihlal ettiği iddiasıyla dava açmasını takiben, zorunlu lisans talebinde bulunanlar karşı eylem olarak Federal Patent Mahkemesinde zorunlu lisans verilmesi için talepte bulundular.

Federal Patent Mahkemesi zorunlu lisansa talebini reddetti, Alman Federal Yüksek Mahkemesinin onuncu dairesince söz konusu karar ayrıca onandı. Federal Patent Mahkemesi, zorunlu lisans talebinde bulunanların, patent için sözleşmeye bağlı lisans vermek için makul bir süre zarfında yeterli çaba göstermediği görüşüne kararında yer verdi.

Zorunlu lisans talebinde bulunanlar çok geç bir tarihte lisans için isteklerini belirttiler ve çok düşük oranda bir lisans ücreti teklif ettiler, davalının cevabına karşı herhangi bir tepkide bulunmadılar ve davalıya temyiz devam ederken sadece mektuplar göndermekle yetindiler (bu arada patent itiraz işlemleri esnasında değiştirilerek devamı sağlandı).

Mahkeme Praluanet’ın Rapatha ilacı ile karşılaştırıldığında dikkate değer ölçüde tedavi yararı sağladığına yönelik bir durum görmedi. Mahkemede her iki ilacın da aynı etki mekanizmasına dayandığı ve aynı farmakolojik etkiyi sağladığı görüşü ağır bastı. Ayrıca, Federal Yüksek Mahkemesi, Praluent'in tatbikinin, bu madde ile tedavi edilen hiperkolesterolemi hastalarının ölüm oranını düşürdüğüne ikna olmadı. Zorunlu lisans talebinde bulunanlar bunu ispatlamak için bir çalışma sunsalar da, sonuçların - yerleşik biyoistatistik prensiplere göre - rastgele de olabileceği kabul edildi. 

Temel olarak, FCJ'nin zorunlu lisans için ilk kez onay verdiği kararıyla karşılaştırıldığında (11 Temmuz 2017 Kararı - X ZB 2/17) bu karar farklılık gösteriyor. Önceki kararında mahkeme, HIV ilacının daha fazla dağıtımına karar vermek zorunda kaldı. Her HIV veya AIDS hastasının her zaman tartışmalı ilaçla tedavi edilmesi gerekmese de, tedavinin güvenliğini ve kalitesini korumak için söz konusu ilaca ihtiyaç duyan hasta grupları bulunuyordu. Bu gruplar arasında özellikle bebekler, 12 yaşın altındaki çocuklar, gebe kadınlar, enfeksiyon riski nedeniyle profilaktik tedaviye ihtiyaç duyanlar ve tartışmalı ilaçla tedavi gören ve başka bir ilaca geçiş yapıldığında ciddi yan etkiler ve etkileşimler yaşayacak hasatlar bulunuyordu. Bu nedenle, 2017 yılı kararında zorunlu lisans verilmesi için kamu yararı söz konusuydu.

Ayrıca zorunlu lisans talebinde bulunanların davranışlarında da, lisans talebini zamanında talep etmedikleri için de bir fark olduğu gözlemlendi. Ancak, FCJ davaya ilişkin yaptığı basın açıklamasında bu noktayı özel olarak vurgulamadı.

FCJ'nin zorunlu bir lisans vermenin gerekliliklerini daha da netleştirip açıklamasının ilginç olacağı ifade ediliyor. 
Share:

Kanada marka tescil sisteminde önemli değişiklikler yaptı

Ormanlı ve karlı dağlar önünde yakın çekim Kanada bayrağı
Kanada uzun zamandır beklenen yeni ticari marka kanununu 17 Haziran 2019’dan itibaren yürürlüğe koyuyor. Kanunda yapılan değişiklikler marka başvurusu ve tescilini birçok yönden kolaylaştırıyor. 

Ayrıca, Kanada 17 Haziran 2019 tarihinde Ticari Markalar Kanununa İlişkin Singapur Anlaşmasına ("Singapur Anlaşması"), Markaların Uluslararası Tesciline İlişkin Madrid Protokolüne ("Madrid Protokolü") ve Markaların Tescili Amacıyla Mal ve Hizmetlerin Uluslararası Sınıflandırmasına İlişkin Nice Anlaşmasına ("Nice Anlaşması") katılım sağlayacak. Böylelikle, Kanada fikri ve sınai mülkiyet alanındaki uygulamalarını başta ABD ve Avrupa Birliği olmak üzere diğer ülkelerle önemli oranda uyumlu hale getirmiş olacak. 

Marka başvuruları ile ilgili öne çıkan düzenlemelerden bazıları aşağıdaki şekilde olacak.

1. Başvuru ve sonrası işlemler

Başvuru için marka kullanım gerekliliği olmayacak. Böylece, marka tescili için kullanım beyanı talep edilmeyecek.

2. Madrid Protokolü

Kanadalı başvuru sahipleri Madrid Protokolünü kullanarak diğer ülkelerde başvuru yapma olanağına sahip olacaklar. 

Benzer şekilde, diğer ülkelerdeki marka başvuru sahipleri Madrid Protokolünü kullanarak Kanada’da marka başvurusu yapabilecekler. Böylelikle önemli oranlarda maliyetlerden tasarruf sağlayabilecekler.

3. Nice Sınıflandırması

Nice Sınıflandırma sistemi Kanada'da da geçerli olacak. Bu sayede marka sınıflandırmaları daha uyumlu hale gelmiş olacak.

4. Markanın tanımı

Markanın tanımı geleneksel olmayan markaları kapsayacak şekilde genişletildi. Buna göre, geleneksel olmayan markalar (non-traditional trademarks) olarak nitelendirilen renkler, 3 boyutlu şekiller, hologramlar, hareketli görüntüler, sesler, kokular, dokunma hissi marka tesciline konu olabilecekler.

5. Başvuruların bölünmesi

Başvuruların bölünmesi mümkün olabilecek, böylelikle itiraz olması halinde belirli sınıfların ayrı bir başvuruya konu olması sağlanarak tescil süreci kolaylaşabilecek.

6. Marka koruma süresi

Ticari marka koruma süresi 15 yıldan 10 yıla indirilmiş olacak. Genel olarak dünya çapında marka tescil süresinin 10 yıl olduğu dikkate alındığında önemli bir istisna kalkmış olacak.

7. Marka ücretleri

Resmi tescil ücreti olmayacak, ancak sınıf başına başvuru ücreti uygulamasına geçilecek. Ayrıca, marka yenilemelerinde sınıf bazlı ücretlendirme uygulanacak.
Share:

Popüler Yayınlar

KATEGORİ

Etiketler

Son Yazılar

İLETİŞİM FORMU

Ad

E-posta *

Mesaj *