• This is default featured slide 1 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

  • This is default featured slide 2 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

  • This is default featured slide 3 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

  • This is default featured slide 4 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

  • This is default featured slide 5 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Supermac’s'dan McDonald’s'a bir darbe daha

İrlandalı fast food restoran zinciri Supermac’s 5 yıllık kullanım süresi içerisinde ciddi kullanımı olmadığı gerekçesiyle “BIG MAC” AB markasının iptalini talep etmişti. Bu iptal talebi Ocak 2019’da başarıyla sonuçlanmış ve AB Fikri Mülkiyet Ofisi McDonald’s tarafından ciddi kullanıma yönelik yeterince kanıt sunulmadığı gerekçesiyle markanın iptaline karar vermişti.

İrlandalı firma McDonalds’ın 2012 yılında tescilini aldığı “MC” ibareli AB markası için de iptal talebinde bulunmuştu. McDonalds “MC” markasını aşağıdaki ürünler için tescil ettirmişti:

Sınıf 29: Et, tavuk ve balıktan hazırlanan yiyecekler;
Sınıf 30: kahve, tatlılar, hamur işleri ve sandviçler;
Sınıf 32: alkolsüz içecekler;
Sınıf 43: restoran hizmetleri.

Genel kural olarak bir AB markası aralıksız 5 yıllık bir süreyle kullanılmazsa talpe üzerine iptal edilebiliyor. Bu imkanla, İranlandalı firma 2017 yılında ciddi kullanım olmadığı gerekçesiyle “MC” markasının iptalini talep etti.

Bu talebe cevaben McDonalds kullanımın olduğuna yönelik çeşitli kanıtlar sundu. Ancak EUIPO kanıtların iki açıdan yetersiz olduğuna karar verdi:

  • Sunulan kanıtlar markanın kapsadığı alanı tam olarak göstermemektedir.
  • “Mc” ibaresinin ön ek olarak kullanıldığı markalardaki ikincil unsurların doğası, markayı önemli oranda değiştiriyor, örneğin McMuffin, McRib.

EUIPO iptal bölümü tescilli “MC” markasının tanımlıyıcı ibarelerle birlikte kullanımının, MC markasının ayırt edici özelliğini değiştirdiğine kanaat getirdi.

Bu kapsamda, EUIPO, “MC” markasının bir tanımlayıcı unsura sahip ön ekten teşkil olmayan tüm mal ve hizmetler için kısmen iptaline karar verdi.

McDonald’s ek kanıtlarla beraber bu İptal kararını temyize götürebilir.

Share:

AB, "Iceland" markasının tescil kriterlerini karşılamadığına karar verdi

Iceland Süpermarket görünümü

Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO), süpermarket zinciri Iceland Foods Limited'in "Iceland" marka tescilini coğrafi kaynak belirtmesine bağlı olarak tüketicileri yanıltacağı gerekçesi ile iptaline karar verdi.

Süpermarket zinciri Iceland Foods Limited, “Iceland” kelimesini 7., 11, 16, 29, 30, 31, 32 ve 35. sınıflarda gıda ürünleri, elektrikli ürünler ve perakende mağaza hizmetleri de dahil olmak üzere çeşitli mal ve hizmetler için tescil ettirdi. İzlanda Dışişleri Bakanlığı, "Iceland”ın coğrafi bir kökeni belirttiği ve dolayısıyla tescil edilemeyeceği gerekçesiyle marka tescilinin iptali için EUIPO'ya başvuruda bulundu.

AB Ticari Marka Yönetmeliğinin 7(1)(g) maddesinde, bir marka “mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak bir işaret” olması halinde tescil edilemez hükmü yer alıyor.

İzlanda (ülke), ortalama tüketicinin, marka kapsamında satılan malların İzlanda'da üretildiklerini sanacağını ve bu nedenle “Iceland” markasının bu kısıtlamaya dahil olduğunu savundu. Ayrıca, İzlanda, "Iceland" kelimesinin tescilinin, İzlanda'lı şirketlerin ürettikleri ürünlerin coğrafi kökenlerini belirtmek istemeleri durumunda, marka veya ambalajlarında "Iceland" kelimesini kullanmalarına kısıtlama getireceğini ileri sürdü.

Süpermarket zinciri savunmasında, söz konusu ürünlerin ve hizmetlerin İzlanda ile ilgili olarak bilinmediklerini; bu nedenle, ortalama bir tüketicinin tescil edilen mal ve hizmetlerin İzlanda’dan kaynaklandığı algısına kapılmayacağını ileri sürdü.

Her ne kadar EUIPO’nun İptal Bölümü, İzlanda Dışişleri Bakanlığı tarafından sunulan kanıtların söz konusu malların İzlanda’dan Avrupa Ekonomik Alanına ihracatının önemini abarttığını kabul etse de, ortalama bir tüketicinin, ilgili malların İzlanda’dan geldiğine veya gelecekte İzlanda kökenli olacağına inanacağını varsaymanın makul olacağını kabul etti. Böyle bir varsayım, ‘Iceland” markasının coğrafi kökeni bakımından tanımlayıcı olmasını gerektirdiğinden, marka tescilinin iptali için yeterli bir neden olarak kabul edildi.

Süpermarket zinciri ayrıca 1970'lerdeki ilk kullanımından bu yana “Iceland” kelimesini kullanması ile ayırt edicilik kazandığını ve dolayısıyla tüketicilerin mal ve hizmetlerin İzlanda’dan kaynaklandığı yönünde bir algıya sahip olmayacaklarını ileri sürdü. Bu iddiasını desteklemek için, markanın AB genelinde yaygın bir üne sahip olduğuna dair kanıtlar sundu.

Bununla birlikte, kanıtları değerlendiren İptal Bölümü, Birleşik Krallık'ta markanın yeterli kullanım ve üne sahip olduğunu kabul ederken, süpermarket zincirinin markanın AB'nin diğer bölgelerinde ayırt edicilik kazandığını ispatlamada yetersiz kaldığını ifade etti. Yeterli bilinirliğin özellikle bir İngilizce kelime olan “Iceland”ın bir Avrupa ulusunun ismi olarak algılanması gereken ülkeler bakımından ispatlanmadığı ifade edildi. Örneğin, EUIPO, Malta, İsveç, Danimarka, Hollanda veya Finlandiya'da hiçbir marufiyet kanıtı ortaya koyulmadığını belirtti. Bu nedenle, EUIPO, süpermarketin AB’de ayırt edicilik kazanmışlık iddiasını reddetti ve tescilin geçersiz kılınması gerektiği sonucuna vardı.

Bu durum, bir coğrafi adın ticari marka olarak tescili ile ilgili bariz zorlukları vurgu yapması bakımından önem arz ediyor. Ayrıca, AB çapında bir markanın ayırt edicilik kazandığını ispat etmedeki zorlukları bir kez daha ortaya koyuyor.

Iceland Foods’un bir sonraki aşama olarak kararı temyize götürmek suretiyle marka tescil haklarını elinde tutma mücadelesine devam edeceği bekleniyor.
Share:

AB pazarında sahte ve korsan ürünler artıyor

limanda konteynırlar
Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından ortaklaşa yapılan en son çalışma sahte ve korsan ürünlerin uluslararası ticaretteki yıllık değerinin 2016 yılına kadarki dönemde 460 milyar avroya ulaştığını gösterdi.

"Sahte ve Korsan Malların Ticaretindeki Trendler" raporu geçen ay yayınlandı. Rapor 2016 yılına kadar Avrupa Birliği'ne sahte ve korsan ürünlerin ithallerinin 121 milyar avroya ulaştığını ortaya koydu. Bu tüm Avrupa Birliği ithalatının %6.8'ni temsil etmesi bakımından dikkat çekiyor. Yerel olarak üretilen ve tüketilen sahte ve korsan ürünler de dikkate alınırsa bu miktarın çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.

Gümrük'teki el koymalar sahte ve korsan ürünlerin ana kaynağının Çin ve Hong Kong olduğu, bunları BAE, Türkiye, Singapur, Tayland, Hindistan ve Malezya'nın takip ettiğini gösteriyor.

Diğer yandan, raporda "sahte ve korsan ürünler kompleks ticaret yollarını takip ediyor, bir dizi ara transit noktalarını istismar ediyorlar. Bu transit ekonomilerin birçoğu  uluslararası ticaretin önemli merkezleri olan serbest ticaret bölgeleridir" deniyor.

Rapor ayrıca yaklanmamak için sahte ürünlerin küçük miktarlarda, örneğin çoğunlukla posta ve ekspres posta hizmetleriyle, taşındığına vurgu yapıyor. 
Share:

McDonald's, “BIG MAC” marka tescilini Avrupa'da kaybedebilir



İrlandalı fast-food zinciri Supermac’s, McDonalds’ın Avrupa Birliği (AB) marka tescili “BIG MAC”ı iptali yolunda önemli bir başarı elde etti.

İptale giden yol McDonald's'ın, Supermac’s’ın AB marka başvurusuna itiraz etmesiyle başladı. Savunma olarak Supermac’s, McDonalds’ın itirazına gerekçe olarak gösterdiği "BIG MAC" markasını AB’de tescilinden itibaren tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından 5 yıl boyunca aralıksız olarak ciddi bir şekilde kullandığını ispatlamasını talep etti.

BIG MAC markası 29, 30 ve 42. sınıflardaki mal ve hizmetler için tescil edilmişti. McDonald's, BIG MAC markasını, İngiltere, Almanya ve Fransa da dahil olmak üzere AB Üye Devletlerinde kullandığını gösteren şu delilleri sundu:

  • Big Mac sandviçlerinin satış rakamlarına ilişkin olarak McDonalds’ın temsilcileri tarafından imzalanan beyanlar,
  • Big Mac sandviçleri ile ilgili tanıtım broşürleri ve ambalaj broşürleri ve çıktıları,
  • McDonalds’ın Avrupa’daki web sitelerinden çıktılar,
  • Big Mac Hamburger ile ilgili Wikipedia'dan bir çıktı.
Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) İptal Bölümü, sunulan kanıtların ilgili dönemde ticari markanın ciddi bir şekilde kullanıldığını kanıtlamada yetersiz olduklarına karar verdi. Kararında şu ifadelere yer verdi:
Sunulan kanıtlar bir bütün olarak dikkate alındığında, belgelerin Avrupa Birliği Markası (EUTM) ile işaretli olan ürünlerin gerçek satış için teklif edildiğine dair kesin bir bilgi vermediği sonucuna varılmıştır; zira, online veya fiziksel olarak herhangi bir ticari işlemin yapıldığına dair bir teyit edici belge bulunmamaktadır. Diğerlerinin yanı sıra, kanıtlar, iddia edilen satış ve ciro rakamlarını desteklemek için yeterince ayrıntı vermekte başarısız olmuşlardır. Bu nedenle, iptal başvurusu onanmıştır.
Bu vaka, çok büyük şirketlerin dahi bir tescilin geçerliliğini destekleyebilecek kullanımın ciddi olduğuna yönelik yeterli derecede kaliteli delilleri dosyalamaları gereğini gösteriyor.

McDonald’s BIG MAC için yeni bir başvuruyu yaparak, tescil elde etti. Bununla beraber, 1996 yılından bu yana tescilli markasını kaybetmiş olması dünyanın en büyük fast-food şirketine önemli bir darbe olarak görülüyor. McDonald’s çok büyük olasılıkla EUIPO Temyiz Kurulunda temyiz başvurusunda bulunuarak marka tescilini savunmaya devam edecek.
Share:

AB Genel Mahkemesi, Şölen Çikolata'nın açtığı marka karar iptal davasını reddetti

Şölen Ozmo
AB Genel Mahkemesi, Şölen Çikolata'nın Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi'nin (EUIPO) "BOBO cornet" markasını tescil kararına karşı açtığı davayı reddetti.

Şölen, 12 Şubat 2014 tarihinde Bulgaristan'da yerleşik Bayan Elka Zaharieva tarafından 29, 30 ve 32. sınıflarda başvurusu yapılan "BOBO cornet + tavşan figürü" ibareli marka başvurusuna karşı "OZMO cornet" markasına benzer olduğu gerekçesi ile itiraz etmişti.

Şölen, 10 Temmuz 2012 başvuru tarihli, “1148957” numaralı “OZMO cornet” ibareli 30. sınıfta tescilli uluslararası markasını gerekçe göstererek söz konusu markaya EUIPO'de itiraz etmişti. EUIPO, Şölen’in itirazını markaların benzer olmadığı gerekçesi ile 11 Mart 2015 tarihinde reddetmişti.

Bu kararı takiben, Şölen 11 Mayıs 2015 tarihinde kararı EUIPO'nun Temyiz Kurulu’nda  temyize götürmüştü. Temyiz Kurulu Şölen’in temyiz başvurusunu ret ederek EUIPO'nun kararının doğruluğunu onaylamıştı. 20 Temmuz 2016 tarihinde vermiş olduğu kararında Kurul özet olarak aşağıdaki görüşlere yer vermişti:
  • Bir markanın hem figüratif hem de kelime unsurlarından oluşması halinde, her zaman baskın unsurun kelime unsuru olduğu otomatikman kabul görmez. Bu nedenle, hem figüratif hem de kelime unsurları içeren bir işaret söz konusu olduğunda, figüratif unsur, markanın bütünlüğünde kelime unsurlarına eşdeğer ve hatta daha önemli bir yere sahip olabilir.
  • İki işaretin tek ortak noktası olan “cornet” kelimesidir, “bobo” ve “ozmo” kelimelerinin aynı sesli ifadeyi paylaşması onları benzer kılmamaktadır, aksine, itiraz konusu markadaki göze çarpan tavşan karakterinin bir eşdeğeri itraza gerekçe gösterilen uluslararası tescilde bulunmamaktadır. Tavşan unsurunun markanın yarısından fazlasını kaplaması nedeniyle  markanın ortaya koyduğu genel izlenim bağlamında ihmal edilebilir değildir, aksine, tüketiciler tarafından algılanan görsel imgeye hakim bir pozisyondadır. Sonuç olarak başvurusu yapılan marka üzerindeki figüratif öğelerin baskın olması - özellikle tavşanın mevcudiyeti -  ve itiraza gerekçe gösterilen markada söz konusu figüratif unsurların yokluğu, işaretlerin görsel olarak farklı olduğu sonucuna varılmasını gerektirmiştir.
  • Söz konusu işaretlerin fonetik karşılaştırması ile ilgili olarak, Temyiz Kurulu, bu markaların ilk unsurları olan “ozmo” ve “bobo” kelimelerinin genel görsel ve fonetik izlenim üzerinde ortak unusurları olan "cornet” ibaresinden daha fazla etkiye sahip olacağı kanaatine varmıştır. 'Bobo' ve 'ozmo' kelimelerinin ilk hecelerinin farklı olması, yani 'bo' ve 'oz' nedeniyle, markalar açıkça farklı seslerle telaffuz edilmektedirler. Dolayısıyla, Temyiz Kurulu işaretlerin fonetik açıdan orta düzeyin altında benzerliğe sahip olduklarını düşünmektedir.
Şölen, Temyiz Kurulunun benzerlik konusunda yeterli değerlendirme yapmadığı, değerlendirmesinde özellikle ilgili ürünleri dikkate almadığı ve gereken özeni (duty of diligence) göstermediği gerekçeleri ile kararın iptali için AB Genel Mahkemesinde dava yoluna gitti.

AB Genel Mahkemesi Temyiz Kurulu’nun tüm değerlendirmelerini yerinde bulduğunu ve ayrıca gereken özen yükümlülüğünü usulünce yerine getirdiğini ifade ederek davayı ret etti. AB Genel Mahkemesi özet olarak kararında aşağıdaki görüşlere yer verdi (Dava No. T‑648/16):
  • Söz konusu işaretlerin görsel ve kavramsal olarak birbirinden farklı olduğunu ve sadece düşük derecede fonetik benzerlik sergilediği kanaatinde olan EUIPO Temyiz Kurulu kararında hata yapmamıştır.
  • İtiraz konusu markada korneti tutan tavşanın baskın karakteri ışığında, 'ozmo' ve 'bobo' kelimeleri arasındaki görsel ve fonetik fark ve "cornet" kelimesinin tanımlıyıcı olması bakımından ikincil karakteri dikkate alındığında, Temyiz Kurulu'nun markalar arasında benzerlik olmadığı görüşü doğrudur.
  • Söz konusu işaretler arasında, ortak unsur olan 'cornet' nedeni ile var olabilecek düşük benzerlik derecesine rağmen, işaretler arasındaki farklılaşan unsurlar, söz konusu malların ticari menşei olarak ilgili halkın yanlış yönlendirilmesine yol açmayacaktır.
Bu karar sonrasında Şölen istemesi halinde davayı bir üst mahkeme olan Avrupa Birliği Adalet Divanına götürebilir.

Şölen'in Elka Zaharieva ile olan fikri haklar konusunda ihtilafı sadece marka ile sınırlı değil. Şölen, Elka Zaharieva'nın EUIPO'da tescil ettirdiği iki tasarımın (aşağıda) iptali için de eylemde bulunmuştu.

Şölen, davada bu tasarımların "ozmo markalı kornetine ve kornetin sunulduğu pakete" benzer olduğunu ve bu nedenle yeni olmadıklarını iddia etmişti.

EUIPO ve EUIPO Temyiz Kurulu'nda her ne kadar aleyhine kararlar çıksa da, AB Genel Mahkemesi geçen Şubat ayında Şölen lehinde karar vererek tasarımların hükümsüzlüğüne karar verdi (Dava No. T794/16 ve Dava No. T-648/16).
Share:

Nestlé "KitKat şekli" üzerindeki marka tescil haklarını kaybetmek üzere

Nestle KitKat Çikolatalı Gofret

İsviçreli gıda devi Nestlé, 2006 yılında KitKat çikolatalı gofretinin üç-boyutlu şeklini (Kitkat 4 finger) Avrupa Birliği’nde tescil ettirdi.  Ancak o tarihten sonra şimdi Mondelez firması tarafından sahip olunan İngiliz Cardbury ile yasal mücadeleye girdi.

En son dönemeçte, Avrupa Adalet Divanı Genel Savıcısı Melchior Wathelet, Nestlé ve KitKat üç-boyutlu şekil markası aleyhinedeki alt mahkeme (AB Genel Mahkemesi) kararını destekler yönde Divanın karar vermesini tavsiye etti.

Alt mahkeme dört çubuklu KitKat çikolatalı gofretin şeklinin Avrupa çapında halk tarafından tanınırlılığının yeterli düzeyde olmadığını ve bu nedenle 2006 yılında verilen AB marka tescili için gereken yeterliliğe haiz olmadığı kararını vermişti.

Genel Savcı, Nestlé'nin ticari markasının ayırt edicilik elde etmiş olduğunu ve alt mahkemenin bulgularının “açıkça kabul edilemez” olduğunu gösteren “yeterli” kanıt sunamadığını ileri sürdü. Nestlé KitKat şeklinin sadece Danimarka, Almanya, İspanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Avusturya, Finlandiya, İsveç ve İngiltere’de tanınmış olduğunu kanıtlayabilmiş ancak diğer dört ülkede (Belçika, İrlanda, Yunanistan ve Portekiz) tanınmış olduğunu kanıtlayamamıştı.

Her ne kadar bu Savcının görüşü olsa da, Adalet Divanı yargıçlarının verilen tavsiyeler ile uyumlu olarak genelde karar verdikleri ifade ediliyor. Nestlé'nin KitKat ticari marka tescilini elde tutup tutamayacağı Adalet Divanı tarafından verilecek karar ile belli olacak.

Nestlé, 2002 yılında dört çubuklu ürünlerine yönelik marka tescili elde etmek için Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi'ne başvuruda bulunmuş, yapılan değerlendirmede ürün şeklinin kullanım yoluyla 10 Avrupa ülkesinde ayırt edicilik kazandığına karar verilmiş ve marka başvurusu tescil edilmişti.

Bununla beraber, açılan dava sonucunda AB Genel Mahkemesi, AB üyesi diğer dört ülkedeki (Belçika, İrlanda, Yunanistan ve Portekiz) ilgili halk kitlesinin söz konusu çikolatalı gofretin dört çubuklu şekli üzerindeki algısının değerlendirmeye alınmadan tescil kararı verilmesinin doğru olmadığına karar vermiş ve davayı kabul etmişti.

Nestlé ve Cadbury ikonik “Dairy Milk”in mor rengi dâhil bir dizi yasal mücadeleye girmişti. Cadbury’nin 2004 yılında Pantone 2685C mor rengi kodu ile yapmış olduğu marka başvurusu 2013 yılında İngiltere Temyiz Mahkemesi tarafından Nestlé tarafından yapılan itiraz üzerine reddedilmişti.
Share:

Crocs ikonik sandaletlerinin tasarım tescil hakkını kaybetti

Kumsalda Mavi Renk Crocks Sandaletleri

AB Genel Mahkemesi Amerikalı firma Crocs'un kendi adıyla piyasada bilinen sandalet tasarım tescilinin hükümsüzlüğüne karar verdi.

Crocs 2005 yılında Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi'nde (EUIPO) sandalet tasarımını tescil ettirmişti. Fransız perakendeci firma Gifi Diffusion tasarımın iptali için 2013 yılında EUIPO'ya itirazda bulunarak, sandaletlerin başvuru tarihinden iki yıl önce piyasada satıldığını ileri sürdü ve tasarım tescilinin hükümsüzlüğünü talep etti.

Crocs Sandaleti Çizim

Gifi iddiasını desteklemek için sandaletlerin 2002 yılında "Fort Lauderdale Boat Fuarı"nda sergilendiğini gösteren resimler ve internet sitesinde bu tasarımların aynı tarihlerde yer aldığına yönelik internet sayfası çıktıları sundu. Gifi'in iddiasına karşı Crocs Avrupa'daki üreticilerin fuarda sergilenen ürünün varlığından haberdar olmalarının mümkün olmadığını ileri sürdü.

AB kurallarına göre, bir tasarım başvuru tarihinden 12 ay önce kamuya sunulursa tescil elde etme hakkını kaybediyor. Bu nedenle, EUIPO Crocs'un karşı iddialarını kabul etmeyerek 2016'da tasarımın hükümsüzlüğüne karar verdi.

Crocs kararı AB Genel Mahkemesi'nde temyize götürdü. Genel Mahkeme EUIPO ile aynı fikirde olduğunu beyan ederek tasarım tescilinin hükümsüzlüğüne karar verdi. Bu karara karşı Crocs iki ay içerisinde temyiz başvurusunda bulunabilir ancak Crocs'un temyize gidip gitmeyeceği merak konusu.

Crocs sandaletlerini hem seven hem de eleştiren çok oldu. Crocs dünya çapında 300 milyon parça satıldı ve bu sandaletleri giyenler arasında  George W Bush and Michelle Obama da bulunuyordu. Prens George, 2015 yılında donanma mavisi Crocs sandaletleri ile fotoğraflandığında, ürünün Amazon'daki satışları % 1,500 oranında artmıştı.

Prens George, annesi Kate Middleton ile beraber donanma mavisi Crocs sandaletleri ile yeşil çimlerde koşarken

Tüm popülerliğine rağmen 2010'da Time dergisi Crocs sandaletlerini dünyanın en kötü 50 buluşundan biri olarak adlandırmıştı. Dergi “Ne kadar popüler olduklarının önemi yok, oldukça çirkinler” şeklinde yorum yapmıştı.

Bu karar tasarımcıların tasarımlarını kamuya açıklamadan veya reklamını yapmadan önce koruma elde etmek için tasarım başvurusu yapmaları gerektiğine iyi bir örnek teşkil ediyor.

Mahkeme kararına buraya tıklanarak ulaşılabilir.
Share:

AB, Brexit sonrası ticari markaların durumuna ilişkin bir Taslak Anlaşma yayınladı

Brexit-EU
19 Mart 2018'de İngiltere ve Avrupa Komisyonu, İngiltere’nin Avrupa Birliği'nden çekilmesi ile ilgili bir Taslak Anlaşma metni yayınladı.

Taslak İngiltere’nin 29 Mart 2019 tarihinde Avrupa Birliği'nden ayrılacak olmasına rağmen, AB hukukunun İngiltere içinde uygulanmaya devam edeceği 31 Aralık 2020 tarihine kadar sürecek bir geçiş döneminin olmasını ön görüyor.

Taslağa göre, geçiş döneminin sonunda Avrupa marka tescili sahipleri  (‘EUTM’) yeniden incelemeye gerek kalmaksızın İngiltere’de eşdeğer marka tesciline (“UKTM”) sahip olacaklar. Bu markaların yenileme tarihleri orijinal Avrupa marka tescillerine ilişkin yenileme tarihleri ile aynı olacak. Bu durum hak sahiplerinin İngiltere'deki markaları için aynı koruma tarihine sahip olacakları anlamına geliyor.

Ancak hak sahiplerinin İngiltere’de eşdeğer marka hakkını elde edebilmeleri için herhangi bir maliyete katlanmalarının veya herhangi bir eylemde bulunmalarının gerekli olup olmayacağı Taslak Anlaşma’da net bir şekilde belirtilmiyor. Avrupa Birliği Komisyonunun duruşu eşdeğer marka tescili hakkı elde etmenin ücretsiz olması ve hak sahiplerine herhangi bir ek yük getirmemesi yönünde.

Bununla beraber, henüz tescil olmamış Avrupa Birliği marka başvurularına dayalı olarak İngiltere'de tescil hakkı etmek için başvuru sahipleri ek maliyet ve işlemlere katlanmak zorunda kalacaklar. Buna göre, geçiş döneminin sonunda henüz tescil elde etmemiş Avrupa Birliği marka başvurusu sahiplerinin geçiş döneminin bitiminden itibaren 9 ay içerisinde İngiltere’de aynı marka için aynı mal ve hizmetlerle başvuruda bulunmaları gerekecek. Bu şekilde başvuru sahipleri Avrupa Birliği marka başvurusunun başvuru tarihi ve/veya rüçhan tarihinden İngiltere’de yararlanabilecekler.

Uluslararası Madrid Tescil sistemi kapsamında yapılan Avrupa Birliği marka başvurularında (EU designation under Madrid Agreement), hak sahiplerinin geçiş döneminin bitiminden önce bir AB markası için tescil hakkı elde etmeleri durumunda, tescil için aynı hakların İngiltere’de uygulanacağı ön görülüyor. Bununla beraber, bu uygulamanın nasıl olacağı henüz netleştirilmiş değil.

Diğer yandan, AB markasının İngiltere’de kullanımı "AB’de kullanım" olarak kabul edilmeyecek. Benzer şekilde, İngiltere dışında orijinal AB markasının Avrupa Birliği'nde herhangi bir yerde kullanılması İngiltere tarafından "İngiltere'de kullanım" olarak kabul görmesi muhtemel görünmüyor. Markaların meşhur olarak kabulü konusunda da benzer bir uygulama söz konusu olacak. Bu nedenle, Avrupa Birliği markası sahiplerinin, herhangi bir kullanmamaya dayalı iptal davasından kaçınmak için, geçiş döneminde markalarını hem Avrupa Birliği'nde hem de İngiltere’de kullanmaları öneriliyor.  

Söz konusu düzenlemelerin Avrupa Birliği'nden bağımsız ayrı bir sözleşme (EPC) kapsamında yürütülen Avrupa patentleri ile bir ilgisi bulunmuyor.
Share:

AB Genel Mahkemesi "Mafia" ibaresini içeren marka tescilinin iptaline karar verdi

La Mafia se sienta a la mesa adlı Restoranın görünümü
Avrupa Birliği Genel Mahkemesi, İtalyan Hükümetinin itirazı üzerine, "La Mafia se sienta a la mesa" ("Mafya masaya oturuyor") ibareli Avrupa Birliği marka tescilinin genel ahlak ve kamu düzenine aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline karar verdi.

2006'da İspanyol restoran zinciri "La Mafia Franchises" adlı şirket "La Mafia se sienta a la mesa" ibaresi için 25, 35 ve 43 numaralı sınıflarda Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi'nde (EUIPO) figüratif marka tescili başvurusu yaptı (sağda). Şirketin talebi 2007'de kabul edildi ve marka tescil edildi.


2015 yılında İtalyan Hükümeti markanın tescil edildiği mal ve hizmetlerin bütününde geçersiz olması için EUIPO'ya başvuruda bulundu. İtalya, bu markanın Avrupa Birliği Marka Yönetmeliğinin (2017/1001) 7(1)(f) maddesindeki "genel ahlak ve kamu düzeni" kuralına aykırı olduğunu iddia etti.

İtalya başvurusunda markanın bütününde yer alan "Mafia" kelimesinin bir suç örgütüne atıfta bulunduğunu ve dolayısıyla
  • bir restoran zincirini belirtmek için markada kullanılmasının oldukça olumsuz duygular uyandıracağını,
  • İtalyan mutfağının olumlu imajına zarar vereceğini,
  • bir suç örgütünü önemsizleştireceğini iddia etti.
2016 yılında hem EUIPO İptal Bölümü hem de EUIPO'nun Birinci Temyiz Kurulu İtalyan Hükümetinin taleplerinin doğruluğunu onayladılar ve marka tescilinin iptaline karar verdiler.

EUIPO kararı sonrasında La Mafia Franchises kararın iptali için Avrupa Birliği Genel Mahkemesine temyiz başvurusunda bulundu.

La Mafia Franchises'ın iddiaları

Temyiz başvurusunda La Mafia Franchises iddialarını aşağıda şekilde sıraladı:

  • Öncelikle, ne Mafya olarak biline örgüt, ne de üyeleri EUIPO’nun inceleme rehberinin, kamu düzenine aykırı AB markalarının tescil edilmesinin yasaklanması gerektiğini göstermek amacıyla atıfta bulunduğu "Terörle Mücadeleye Yönelik Özel Önlemlerin Uygulanmasına İlişkin Ortak Konsey Tutum" belgesinin "EK"inde yer alan terörist kişi ve grupların listesine dahil değildir.
  • İkinci olarak, markanın "Mafya" kelimesine atıfta bulunması, ortalama tüketici tarafından bu suç örgütünün teşviki veya desteklenmesi niyetinde olduğu sonucuna varmak için yeterli değildir. Aksine, bu işareti oluşturan diğer unsurlar, bunun bir tür parodi ya da Godfather film serilerine atıfta bulunduğunu ima etmektedir.
  • Üçüncü olarak, markanın kapsadığı mal ve hizmetler “iletişim” hizmetleri değildir. İşaretin hakaret, şok edici veya taciz edici olduğu söylenemez.
  • Son olarak, "mafya" kelimesini içeren birçok AB ve İtalyan markası bulunuyor.

AB Genel Mahkemesinin Değerlendirmesi

AB Genel Mahkemesi, "Mafya"nın terörist kişiler veya gruplar listesinde yer almadığı iddiasının konu ile ilgisi olmadığını belirterek, söz konusu listenin amacının terörizm dışındaki suç faaliyetlerinde yer alan konuları belirtmek olmadığını ve dolayısıyla listenin her durumda herşeyi kapsayan bir liste olmadığını ifade etti.

Buna göre, Genel Mahkeme, “Mafya” kelimesinin İtalya’da ortaya çıkan ve İtalya'nın ötesinde dünya çapında faaliyet gösteren bir suç örgütü olarak anlaşıldığını belirtti. Mahkeme, mafyayı genellikle, uyuşturucu kaçakçılığı, silah kaçakçılığı, kara para aklama ve yolsuzluk gibi faaliyetlerini yürütürken sindirme, fiziksel şiddet ve cinayete başvuran bir örgüt olarak tanımladı.

Genel Mahkemeye göre, bu tür suç faaliyetleri AB'nin kurulduğu değerleri, özellikle de "AB Antlaşması"nın 2. Maddesinde belirtilen insan haysiyeti ve hürriyetine saygı değerlerini ve "AB Temel Haklar Şartı"nın 2, 3 ve 6. Maddelerini ihlal etmektedir ve ayrıca “Mafya” sözcüğü, İtalya'da da derinden olumsuz çağrışımlara sahiptir.

Mahkeme, kararında "itiraz edilen işaretin tescil edilmesinin amacının sarsıcı veya rahatsız edici olmadığı, yalnızca  Baba (Godfather) film serisine atıfta bulunduğu" iddiasının doğru olmadığı görüşüne yer verdi.

Mahkemeye göre, bir işaret özellikle saldırgan ya da sarsıcı olduğunda, işaret soyutlanmak suretiyle değerlendirilmelidir ve yalnızca "Baba" film serisine imada bulunulması amacı (ki, markada açıkça bu durum belirtilmemiştir) markanın ilgili halk kitlesi tarafından olumsuz algılanmasıyla ilgili bir konu değildir. Mahkeme, “Mafya konusundaki pek çok kitap ve filmin bu örgütün yaptığı zarar algısını hiçbir şekilde değiştirmediğini” vurguladı.

Sonuç olarak, Mahkeme markanın "bir gül ve “se sienta a la mesa” ibaresini kullanarak huzur ve rahatlama hissini aktardığı ve bunun suç örgütünün yasadışı faaliyetlerini önemsizleştirdiğini ifade ederek, kararında şu görüşe yer verdi:

"Bir bütün olarak düşünüldüğünde, dava konusu marka, bir suç örgütüne atıfta bulunmaktadır, söz konusu örgüte küresel olarak olumlu bir imaj vermektedir ve dolayısıyla, örgütün Avrupa Birliği'nin temel değerlerine yaptığı ciddi zararı önemsiz kılmaktadır… Dava konusu markanın sadece bu suç örgütünün kurbanlarını ve bu kurbanların ailelerini değil, aynı zamanda AB topraklarında, bu markayla karşılaşan ve ortalama duyarlılık ve hoşgörü eşiği olan herhangi bir kişiyi de sarsması veya rahatsız etmesi muhtemeldir."

Tüm bu görüşleri ışığında Genel Mahkeme, EUIPO Temyiz Kurulu kararını onadı ve markanın iptal edilmesine karar verdi.
Share:

Popüler Yayınlar

KATEGORİ

Etiketler

Son Yazılar

İLETİŞİM FORMU

Ad

E-posta *

Mesaj *