• This is default featured slide 1 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

  • This is default featured slide 2 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

  • This is default featured slide 3 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

  • This is default featured slide 4 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

  • This is default featured slide 5 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

Avrupa Patent Ofisi üye ülkelerdeki zorunlu lisans uygulamalarına yönelik bir rapor yayınladı

Avrupa Patent Ofisi Binası, Münih

Avrupa Patent Ofisi (EPO), zorunlu lisansların verilmesi ile ilgili üye ülkelerin kanun ve prosedürlerindeki farklılıkları ayrıntılandıran “Avrupa'da zorunlu lisanslama: Ülkelere göre genel bakış” başlığıyla bir rapor yayınladı.

Raporda “çoğu Avrupa ülkesi zorunlu lisans verme rejimini kendi Fikri Mülkiyet mevzuatlarına entegre etmiş olmasına rağmen, olası lisans verme nedenleri ülkeler arasında farklılıklar gösterebilmektedir” deniyor. Rapor, farklılıkların ulusal yasalardan ve idari düzenlemelerden kaynaklandığına vurgu yapıyor.

Rapor Avrupa Patent Akademisi ve Avrupa Patent Avukatlar Birliği (EPLAW) tarafından hazırlandı ve aralarında Türkiye’nin de olduğu 38 Avrupa Patent Sözleşmesi (EPC) imzacısı ülkedeki farklı zorunlu lisans rejimlerine kapsamlı bir genel bakış sunmayı amaçlıyor.

Raporda, “Patentlerin zorunlu lisanslanması Avrupa genelinde sık kullanılmıyor, ancak bazı durumlarda zorunlu lisanslar, hükümet veya hükümet tarafından atanan otoritelerce patent sahiplerinin ‘başkaları tarafından buluşlarının kullanılmasını engelleme hakkını’ geçersiz kılmalarına olanak veriyor” açıklamasında bulunuluyor.

Rapor, “Patent sahibinin bakış açısından zorunlu bir lisans radikal bir uygulama olarak görünürken, kamu yararı açısından bakıldığında, örneğin hayat kurtarıcı buluşlar söz konusu olduğunda, bir zorunluluk olabilmektedir” diyor.

Rapor, lisans başvurusunda bulunmanın yasal dayanağı ve gerekçeleri, genel uygulama, itiraz ve gözden geçirme işlemleri ve istatistikler ve içtihatlar başlıkları altında bilgi sunuyor.

Raporun Türkiye’ye ayrılan kısmında Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında zorunlu lisans verilmesi ile ilgili süreçler genel olarak özetleniyor. Türkiye’de Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında zorunlu lisans uygulamasına yönelik çok az sayıda akademik çalışma olduğundan bahsediliyor. Rapor, Türkiye’de zorunlu lisans uygulamasına yönelik herhangi bir istatistik veya içtihat sunmuyor.

Rapor için tıklayınız.
Share:

"Ek Koruma Sertifikası" için kritik değişiklik önergesi

Avrupa Birliği Komisyonu ve Avrupa Birliği Bayrakları

Avrupa Komisyonu, “üretim feragatnamesi” uygulaması için Ek Koruma Sertifikalarına (SPC) ilişkin 469/2009 sayılı Tüzüğü değiştirmeyi teklif etti. Feragatname, SPC ile koruma imkanı sunmayan AB dışı pazarlara ihracat yapmaları amacıyla, AB merkezli şirketlere SPC ile korunan farmasötik ilaçların jenerik veya biyobenzerlerini üretme hakkı vermeyi amaçlıyor.

AB Konseyi, AB Parlamentosu ile tüzüğün değiştirilmesi konusunda müzakere yapılması amacıyla yetki verdi. Önergenin bu yıl uygulamaya alınacağı tahmin ediliyor.

İlaç ve bitki koruma ürünlerinin pazara sunumundan önce genel olarak ruhsat almaları gerekiyor. Bu nedenle, ilaçların ve bitki koruma ürünlerinin patent sahipleri, ürünlerini pazara sunmada gecikme yaşayabiliyorlar ve 20 yıllık patent süresinin tamamından yararlanamıyorlar. SPC sistemi, ruhsatlandırmaya ilişkin zaman kaybını telafi etmeyi amaçlıyor. SPC patent ile ilişkilendirilmiş belirli hakları uzatan kendine özgü (sui generis) fikri mülkiyet hakkı olarak tanımlanıyor. SPC, patentin sona ermesini hemen takiben yürürlüğe giriyor ve 5 yıla (belirli durumlarda 5.5 yıla) kadar ek koruma sağlıyor. Türkiye'de SPC uygulaması bulunmuyor. 
Share:

Harvard, Türkiye'deki marka haklarının ihlali davasını kazandı


Harvard Üniversitesi öğrencilerince yönetilen "Harvard Crimson" adlı blogda Harvard'ın Türkiye'deki marka haklarının ihlali ile ilgili bir davanın sonucuna ilişkin olarak Andrea M. Bossi ve Annie C. Doris imzalı ilgi çekici bir haber yayınlandı. Haberin tercümesini aşağıda sizlerle paylaşıyoruz.

Harvard Türk okulları ile olan marka ihtilafında $14K kazandı

Bir Türk vatandaşı olan Halil Çil’in Harvard’ın ticari markasını Türkiye'deki dil okullarına ve özel okullara, Üniversite’nin izni olmaksızın lisansını vermesi sonrasında, Harvard yaklaşık 73.000 Türk Lirası - yaklaşık 14 bin dolar - alacak.

Harvard, 2014 yılında konuyla ilgili olarak Türk avukat Okan Çan’ı bilgilendirdi ve Çil’in Harvard’ın ticari markalarını Türkiye’deki 30 farklı eğitim kurumuna lisansladığını tespit etti. Harvard'ı daha önce temsil eden Deris hukuk grubunda bir fikri mülkiyet avukatı olan Çan, Çil'in Harvard markasını kullanmasının pek çok şekilde olduğunu ifade etti.

Çan, “Harvard ticari markasını okullarda, panolarda ve binalarda kullanıyordu ve Harvard'ı, ya içerik ya da bir alan adı olarak web sitelerindeki eğitim materyallerinde tekraren kullanıyorlardı” dedi. “Harvard ticari markasını ayrıca sosyal medya hesaplarında kullanıyorlardı ve bunların hepsi Harvard ticari marka haklarını ihlal ediyordu.”

Yargıç Süleyman Binnaz Aydın Yunus tarafından 10 Nisan 2018'de Harvard’ın lehine dava kararı verildi. Davayla ilgili basın açıklaması 12 Ocak'ta Türkiye'de yayınlandı. Çil ve bağlı şirketleri olan Birleşik Markalar ve Harvard Publishers, Vuslat Koçak Pınar tarafından savunuldu.

Çil’in avukatı yorum talebine cevap vermedi.

Üniversitenin ticari markasını koruyan ve dünya çapında kullanımına izin veren Harvard Ticari Marka Programı ilk önce konuyu tanımladı.

Harvard Ticari Marka Programı Direktörü Rick Calixto bir e-posta bildirimde şunları yazdı: “Harvard Ticari Marka Programı, Halil Çil tarafından yaklaşık iki düzine okula Harvard markasını lisanslamak üzere bir franchise-tipi plandan oluşan Türkiye’de Harvard marka tescil haklarının korkunç bir şekilde ihlalinin farkına vardı.” 

Üniversite sözcüsü Jonathan L. Swain'e göre, Çil, Türkiye'deki marka ofisine çeşitli Harvard markalarının hak sahipliğini elde etmek için düzinelerce başvuruda bulundu. Çan, Çil’in tüm başvurularının reddedildiğini belirtti.

Swain bir e-postasında, hem Harvard ticari markasının haklarını kendi markası olarak  talep ettiği hem de markayı çeşitli okullara lisansladığı için, Harvard’ın Çil’i haksız bulduğunu yazdı. 

Çil’in eylemlerinden haberdar olduktan sonra, Harvard, davaya gitmeden önce konuyu çözmek için Çil ile iletişime geçti, ancak Çil, Harvard’ın Harvard markasını kullanmaya ve lisanslamaya son vermesi talebini kabulüne yanaşmadı. Harvard 2015’te dava açtı.

Swain, Çil’e karşı dava açmanın motivasyonunun çocuklarını sahte Harvard markalı okullara gönderebilecek ailelerin çıkarlarını en iyi şekilde koruma arzusu olduğunu ifade etti. 

Çan’a göre, Çil ve avukatları, Çil’in Harvard Publishers şirketine sahip olduğunu ifade ederek Harvard’ın davasına karşı savunmada bulundular. 

Çan, “aynı isimle İngiltere'de tescilli bir şirkete ve Türkiye’de tescilli bir şirkete sahip olan [Çil] bu ismi de ticari marka olarak kullanma hakkına sahip olduğunu iddia ediyor” dedi. “Bu ana davadaki temel savdı.”

Harvard’ın davasına cevaben Çan, Çil’in, Harvard’ın ticari markalarının Türkiye’de beş yıl boyunca kullanılmadığını iddia ederek Harvard’ın Türkiye'deki ticari marka tescillerinin iptal edilmesini umarak bir karşı temyiz başvurusunda bulunduğunu söyledi. Mahkeme, hem asıl davada hem de karşı davada Üniversite lehine karar verdi.

Swain, davanın Çil’in Türkiye’de Harvard markasını kullanması ve lisanslamasına karşı kati bir mahkeme emri ile sonuçlandığını yazdı.

Üniversite nihai olarak davadan 73.000 Türk Lirası alıyor. Bir Türk gazetesi olan Hürriyet, Çil'in ticari marka-lisanslama franchise işinden aylık 2 milyon Türk lirası - yıllık 4.5 milyon dolar - kazandığını aktardı.

Çan, Harvard’ın hedefinin parasal bir tazminat olmadığını, fakat “okulları en kısa zamanda durdurmak” ve okulları ticari marka ihlalinden haberdar etmek olduğunu ifade etti. Çan, franchise alan okulların bazılarının şimdi kapandığını ve birçoğunun da ismini değiştirdiğini söyledi.

Hürriyet’e göre, Çil, Türk-İngiliz Derneği ve Türk-Amerikan Derneği’nin de dahil olduğu Türkiye’deki çeşitli kurum ve taraflardan yaklaşık 500 dava ile karşı karşıya.

Share:

Yapay zeka patentlerinin etkileyici yükselişi


Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO), “Teknoloji Trendleri” adlı çalışmasını yayımladı. Çalışma yapay zekanın teorik olmaktan çıkarak küresel ekonomide ve dolayısıyla günlük hayatta git gide daha fazla kendini gösterdiğini sayılarla ortaya koyuyor.

Çalışmanın bulguları

  • Çalışma, yapay zekânın 1950'lerde ortaya çıkışından bu yana yenilik yapanların ve araştırmacıların 2016 yılına kadar yaklaşık 340.000 yapay zeka konulu buluş için başvuruda bulunduğunu ve 1.6 milyondan fazla bilimsel çalışma yayınladıklarını ortaya koydu.
  • Yapay zekâ ile ilgili patentler çok hızlı bir şekilde artıyor, 2013'ten bu yana yayınlanan buluşların yarısından fazlası yapay zekâ ile ilgili.
  • İlk 30 yapay zekâ patent başvuru sahibinin 26’sı şirketler iken, geriye kalan 4’nü üniversiteler ve araştırma kurumları oluşturuyor.
  • Amerika Birleşik Devletleri merkezli International Business Machines Corp. (IBM), 2016 sonunda 8.290 buluşla en büyük yapay zeka patent başvurusu portföyüne sahip, bunu 5.930 başvuruyla ABD merkezli Microsoft Corporation izliyor.  Bunların dışında ilk 5’te yer alan başvuru sahipleri: Japonya merkezli Toshiba Corp. (5,223), Güney Kore’den Samsung Group (5,102) ve Japonya’dan NEC Group (4,406).
  • İlk 30 başvuru sahibi arasında yer alan 4 akademik oyuncudan 3’ünü Çin kurumları oluşturuyor, Çin Bilimler Akademisi 2500 patent ailesiyle 17. sırada yer alıyor. Akademik oyuncular arasında, Çin kurumları yapay zekâ patentlerinde ilk 20 akademik oyuncunun 17’sini ve ayrıca yapay zekâ ile ilgili bilimsel yayınların da ilk 20’sinin 10’unu oluşturuyor.

Yapay zeka teknikleri

  • Makine öğrenimi, özellikle de makine çevirisinde devrim yaratan sinir ağları, patentlerde açıklanan baskın yapay zekâ tekniğini oluşturuyor, öyle ki tüm tespit edilen buluşların üçte birinden daha fazlasını meydana getiriyor.
  • Konuşma tanıma sistemlerini içeren yapay zekâda devrim yaratan bir makine öğrenme tekniği olan derin öğrenme en hızlı büyüme kaydeden yapay zekâ tekniği oldu, öyle ki 2013’de 118 adet iken 2016’da 2.399 adet patent başvurusu yapıldı, bu 20 kat artış veya yıllık ortalama yüzde 175 artış anlamına geliyor.
  • Referans olarak, tüm teknolojiler için patent başvurularının sayısı aynı dönemde sadece yüzde 33 veya ortalama yıllık yüzde 10 oranında bir artış gösterdi.

Endüstride yapay zeka

  • Görüntü tanıma içeren ve sürücüsüz otomobillerin yönetimi için çok önemli olan bilgisayarlı görme en popüler yapay zekâ uygulaması oldu, tüm yapay zeka odaklı patentlerin yüzde 49’unda buna atıfta bulunuldu.
  • Robotikler için yapay zekâ, 2013'te 622 patent başvurusundan 2016'da 2.272'ye çıktı, bu da toplam yüzde 265'lik bir artış veya yıllık ortalama yüzde 55'lik bir artış anlamına geliyor.
  • Robotik kol gibi cihazların davranışını yöneten kontrol yöntemleri için patent başvuruları 2013'te 193'ten 2016'da 698'e yükseldi, bu yüzde 262'lik bir artış veya yüzde 55'lik yıllık ortalama artış anlamına geliyor.
  • Otonom araçlar da dahil olmak üzere ulaştırma sektörü, yapay zeka ile ilişkili büyüme oranının en hızlı olduğu alanlar arasında yer aldı. 2016 yılında 8.764 başvuru yapıldığı gözlendi, bu 2013'teki 3.738 başvuru ile kıyaslandığında yüzde 134 artış veya yıllık ortalama yüzde 33'lük bir büyüme anlamına geliyor (2013-2016 arasındaki tanımlanmış tüm patent dokümanlarının yüzde 19'u ulaşım sektörüyle ilgili oldu).
  • Yapay zekâ, 2013 yılındaki 3.625 adet başvuruya göre 2016 yılında 6.684 başvuruyla yüzde 84 artış veya yüzde 23 yıllık ortalama artış gösteren telekomünikasyon alanındaki ağların iyileştirilmesi için çok önem arz ediyor. (2013-2016 yılları arasında tanımlanmış tüm patent dokümanlarının yüzde 15'inin telekomünikasyonla ilgili olduğu görünüyor).
  • Yapay zekânın robotik cerrahi ve ilaç kişiselleştirmesine uygulanabildiği yaşam ve tıp bilimleri 2016’da 4.112 adet başvuru aldı, bu 2013’deki 2.942 adet başvuruya göre yüzde 40 artış veya yıllık yüzde 12 artış anlamına geliyor (2013-2016 yılları arasında tanımlanmış tüm patent dokümanlarının yüzde 11'nin yaşam ve tıp bilimleri ilgili olduğu görünüyor).
  • Kişisel cihazlar, bilgisayar ve insan-bilgisayar etkileşimli cihazlar 2016’da 3.977 adet başvuru aldı, bu 2013’deki 2.915 adet başvuruya göre yüzde 36 artış veya yıllık yüzde 11 artış anlamına geliyor (2013-2016 yılları arasında tanımlanmış tüm patent dokümanlarının yüzde 11'nin kişisel cihazlar, bilgisayar ve insan-bilgisayar etkileşimli cihazlar ile ilgili olduğu görünüyor). Yapay zeka, akıllı telefonlar için mükemmel portre fotoğrafçılığı için yüz özelliklerini tanımlayan kameralar ve asistanlar dahil birçok teknolojide uygulanıyor.
Çalışmaya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Share:

McDonald's, “BIG MAC” marka tescilini Avrupa'da kaybedebilir



İrlandalı fast-food zinciri Supermac’s, McDonalds’ın Avrupa Birliği (AB) marka tescili “BIG MAC”ı iptali yolunda önemli bir başarı elde etti.

İptale giden yol McDonald's'ın, Supermac’s’ın AB marka başvurusuna itiraz etmesiyle başladı. Savunma olarak Supermac’s, McDonalds’ın itirazına gerekçe olarak gösterdiği "BIG MAC" markasını AB’de tescilinden itibaren tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından 5 yıl boyunca aralıksız olarak ciddi bir şekilde kullandığını ispatlamasını talep etti.

BIG MAC markası 29, 30 ve 42. sınıflardaki mal ve hizmetler için tescil edilmişti. McDonald's, BIG MAC markasını, İngiltere, Almanya ve Fransa da dahil olmak üzere AB Üye Devletlerinde kullandığını gösteren şu delilleri sundu:

  • Big Mac sandviçlerinin satış rakamlarına ilişkin olarak McDonalds’ın temsilcileri tarafından imzalanan beyanlar,
  • Big Mac sandviçleri ile ilgili tanıtım broşürleri ve ambalaj broşürleri ve çıktıları,
  • McDonalds’ın Avrupa’daki web sitelerinden çıktılar,
  • Big Mac Hamburger ile ilgili Wikipedia'dan bir çıktı.
Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) İptal Bölümü, sunulan kanıtların ilgili dönemde ticari markanın ciddi bir şekilde kullanıldığını kanıtlamada yetersiz olduklarına karar verdi. Kararında şu ifadelere yer verdi:
Sunulan kanıtlar bir bütün olarak dikkate alındığında, belgelerin Avrupa Birliği Markası (EUTM) ile işaretli olan ürünlerin gerçek satış için teklif edildiğine dair kesin bir bilgi vermediği sonucuna varılmıştır; zira, online veya fiziksel olarak herhangi bir ticari işlemin yapıldığına dair bir teyit edici belge bulunmamaktadır. Diğerlerinin yanı sıra, kanıtlar, iddia edilen satış ve ciro rakamlarını desteklemek için yeterince ayrıntı vermekte başarısız olmuşlardır. Bu nedenle, iptal başvurusu onanmıştır.
Bu vaka, çok büyük şirketlerin dahi bir tescilin geçerliliğini destekleyebilecek kullanımın ciddi olduğuna yönelik yeterli derecede kaliteli delilleri dosyalamaları gereğini gösteriyor.

McDonald’s BIG MAC için yeni bir başvuruyu yaparak, tescil elde etti. Bununla beraber, 1996 yılından bu yana tescilli markasını kaybetmiş olması dünyanın en büyük fast-food şirketine önemli bir darbe olarak görülüyor. McDonald’s çok büyük olasılıkla EUIPO Temyiz Kurulunda temyiz başvurusunda bulunuarak marka tescilini savunmaya devam edecek.
Share:

EPO Temyiz Kurulu kararı: Bitki ve hayvan yetiştirme buluşları patent alabilir mi?



Avrupa Patent Ofisi Teknik Temyiz Kurulu 5 Aralık tarihinde bitki ve hayvan yetiştirmeye yönelik patent istemlerinin reddi için kullanılan Avrupa Sözleşmesi (EPC)'nin uygulanmasına dair yönetmelik maddesinin (28(2)) EPC’nin 53(b) maddesine aykırı olduğuna karar verdi. Karar bu türden istemlere patent verilmesini önleyen bir kuralın ortadan kalkması anlamına geliyor. Bu kararın teyidiyle yetiştirmesi biyolojik işlem içeren bir ürünün patentlenmesi mümkün hale gelebilecek.

Avrupa’da bitki çeşitleri veya hayvan ırkları ile bitki veya hayvan üretimine yönelik esas olarak biyolojik işlemler EPC’nin 53(b) maddesi kapsamında patentlenebilir sayılmıyorlar. Bu yasağın kapsamı ve etkisi, 20 yıldan fazla süredir tartışmalı durumda ve EPO’nun Genişletilmiş Temyiz Kurulu yıllar içinde bu konuyu açıklağa kavuşturmayı amaçlayan birkaç karar aldı. Bunların en önemlisi 2015 yılında verilen “Brokoli ve Domatesler II” adlı karardı. Kararda “esasen bitkilerin üretimi için biyolojik süreçler Madde 53 (b)'ye göre patentlenemez olmakla birlikte, bu süreçlerden çıkan ürünlerin onları üretmek için kullanılan sürecin patent verilemez olması nedeniyle patente uygun olmadıkları söylenemez” denmişti. Bu kararla, yenilik ve buluş basamağı gibi patent verilebilirlik koşullarının sağlanması kaydıyla, biyoteknolojik araçların aksine, “geleneksel” yetiştirme ile elde edilen bitkilerin veya hayvanların patentlenebilir oldukları kabul edilmişti.

Bu karar bitki yetiştiricilerinin ve bunlardan etkilenen bazı Avrupa ulusal hükümetlerinin tepkisini çekmişti. Kararı takiben, yetiştirme amaçlı bitki genomuna erişim konusunda endişelenen bitki yetiştiricileri Avrupa Birliği nezdinde değişim için lobi faaliyetinde bulunmuş ve bunun sonucunda Avrupa Komisyonu 2016’da bir genelge yayınlamış ve bu genelgeyle uyumlu olarak Avrupa Patent Ofisi İdare Konseyi (her ne kadar AB organı olmasa da) 28(2) maddesini (“Esas olarak biyolojik bir süreçle münhasıran elde edilen bitkiler veya hayvanlar için Avrupa patentleri verilemez”) 2017 yılında uygulama yönetmeliğine eklemişti. Bu değişiklik CRISPR/Cas teknolojisi gibi yeni yetiştirme teknikleri (NBT'ler) de dahil olmak üzere biyoteknolojik araçlarla elde edilen bitkileri etkilememekle birlikte, yetiştirme yoluyla elde edilen bir bitkinin patent elde etmesini neredeyse imkansız hale getirmişti. O tarihten bu yana da söz konusu yönetmelik değişikliği tartışma konusu olmuştu.

EPO’nun Teknik Temyiz Kurulu’nun 28(2) maddesinin EPC’ye aykırılık nedeniyle iptal etmesi yetiştirme ile elde edilen bitkilerin belirli şartları altında patentlenebilir olmasını mümkün kılan “Brokoli ve Domatesler II” kararlarını tekrardan uygulanabilir kılması bakımından önemli görülüyor. Ancak kararın sonuçlarının tam olarak ne olacağını şimdiden söylemek zor; zira EPO’nun uygulamaları ve bitki yetiştiricilerinin bu karar karşısındaki lobi faaliyetleri bir süreliğine daha konuyu tartışmalı kılacağa benziyor.
Share:

MIT, Google, Cisco ve USPTO kaliteli patentler için Önceki Teknik Arşivi oluşturdu




MIT, Google, Cisco and Amerika Birleşik Devletleri Patent Ofisi (USPTO) Prior Art Archive (Önceki Teknik Arşivi) adıyla yeni bir veri bankası oluşturdular. Veri bankasını MIT barındıracak. Arşiv sayesinde patent başvuru sahipleri önceki teknik dokümanlara, teknik bilgi ve materyale kolaylıkla ulaşma imkânına sahip olacaklar.

Önceki Teknik Arşivi, bulunması zor olan teknik materyallerin herkes tarafından sisteme yüklenmesine ve kolaylıkla araştırılmalarına olanak veren yeni ve erişime açık sistem olarak tanımlanıyor.



MIT, yeni arşive olan ihtiyacı şu sözlerle ifade etti: “Patent inceleme süreçlerinde eski ve modası geçmiş teknolojilere patent verilmesine son verilmesi gerekiyor. Maalesef teknolojinin eski olması patent inceleme uzmanları tarafından tespitinin kolay olacağı anlamına gelmiyor. Özellikle, bilgisayar teknolojisi alanında birçok önceki teknik araştırılabilir olmayan eski kullanım kılavuzu ve dokümantasyonu ve web sitesi şeklindedir."

Google da bu yeni patent arşiv sistemini Google Patentler Direktörü Mike Lee imzasıyla yayınlanan "Bir önceki teknik arşivi oluşturmak için bir araya gelmek" başlıklı blog yazısında detaylandırdı. Bildirimde şu ifadelere yer verildi: “Önceki Teknik Arşivi’nde Google Patents aracılığıyla araştırma yapılabilir. Arşivdeki tüm belgeler Google’ın makine tabanlı öğrenim modelleri kullanılarak İşbirliğine Dayalı Patent Sınıflandırma (Cooperative Patent Classification) kodları ile etiketleniyor. Etiketler, en alakalı teknik materyalin daha kolay bulunmasına yardımcı olmak için Google Patents'te kullanıma sunduğumuz bir özellik. Şirketlerin patent almak istemedikleri teknik bilgileri ücretsiz olarak yayınlayabilecekleri, kamunun ve inceleme uzmanlarının erişimine açık TDCommons internet sitesini de yakın zamanda hayata geçirdik”

Google blog yazısında ayrıca yapay zeka ve makine tabanlı öğrenme kullanarak önceki teknik araştırmasını ileri bir seviyeye taşıdıklarını ve patent kalitesini ve patent sistemini güçlendirecek teknolojileri iyileştirmeye ve geliştirmeye devam edeceklerini özellikle vurgulayarak, son zamanlarda uygulamaya koydukları patentlerle ilgili geniş veri kümelerini bir araya getiren "Google Patents Public Datasets" adlı veri analizi uygulamasını hatırlattı.
Share:

Popüler Yayınlar

KATEGORİ

Etiketler

Son Yazılar

İLETİŞİM FORMU

Ad

E-posta *

Mesaj *