• This is default featured slide 1 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

  • This is default featured slide 2 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

  • This is default featured slide 3 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

  • This is default featured slide 4 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

  • This is default featured slide 5 title

    Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by NewBloggerThemes.com.

WIPO’ya yapılan alan adı şikayetleri rekor düzeyde arttı

Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü Binası

Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO), Alan Adı Uyuşmazlıkları Çözümü Politikası (UDRP) kapsamında 2018'de ticari marka sahiplerinden 3.447 adet alan adı uyuşmazlığı şikâyeti aldı. Bu bir önceki yıla göre %12 artış anlamına geliyor. Ayrıca, alternatif uyuşmazlık çözümü vakalarında da yüzde 15'lik bir artış oldu.

2018 yılı verileri ile ilgili WIPO tarafından bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, WIPO Genel Direktörü Francis Gurry, “Sahtekârlık ve kimlik avı veya sahte ürünleri içeren alan adları en belirgin tehditleri oluşturuyor, ancak tüm siber baskı türleri tüketicileri etkiliyor” dedi.

2018’deki uyuşmazlıkların yüzde 13'ü “.ONLINE”, “.LIFE” ve “.APP” gibi yeni genel üst düzey alanlarında (gTLD'ler) kayıt edilen alan adlarını, yüzde 73'ü ise “.COM” uzantılı alan adları ile ilgili oldu.

UDRP şikâyetleri 109 ülkeden şikayetçiyi kapsıyor, bunların 976’sı ABD’den, 553’ü Fransa’dan, 305’i İngiltere’den, 244’ü Almanya’dan ve 1923’ü İsviçre’den dosyalandı. Türkiye'den ise 30 şikayetçi (%+42,9 artış) ve 112 şikayet edilen (%+57,8 artış) uyuşmazlıklarda taraf olarak yer aldı.

Başta gelen şikâyet konusu sektörler ise %12 ile bankacılık ve finans, %11 ile biyoteknoloji ve eczacılık, %11 ile İnternet ve BT sektörleri oldu. En fazla şikayeti Philip Moris (129 adet), Andrey Ternovskiy (Chatroulette) (119 adet) ve Carrefour (59 adet) dosyaladı.

Diğer Fikri Mülkiyet Uyuşmazlıklarına İlişkin Tahkim ve Arabuluculuk 

Alan adı ihtilaflarına ek olarak, 2018'de WIPO Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi “fikri mülkiyetin (IP) farklı alanlarında bir önceki yıla göre % 15 artışla 60 arabuluculuk, tahkim ve bilirkişi tespiti talebi aldı.

WIPO Merkezi ayrıca taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık çözümü anlaşmasının veya sözleşmesinin olmadığı toplam 95 adet “dostane girişim (good offices)” talebi aldı.

WIPO’nun dosya yükünde en yaygın ihtilaflar patentle ilgili oldu ve bunu bilgi ve iletişim teknolojisi (BİT), ticari marka ve telif hakkı ihtilafları takip etti. Bu ihtilafların arasında Ar-Ge anlaşmaları, patent lisans anlaşmaları, ticari marka birlikte var olma anlaşmaları, dağıtım anlaşmaları, yazılım anlaşmaları, film ortak yapım anlaşmaları ve konsorsiyum anlaşmaları gibi işlemler yer alıyor.

WIPO arabuluculuk ve tahkim hizmetini en fazla kullananlar “çok uluslu şirketler ve küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ'ler) oldu, bunları şahıslar, araştırma kurumları ve üniversiteler, telif hakkı kolektif yönetim birlikleri takip etti.

Taleplerin çoğunluğunu (yüzde 53) Avrupalılar dosyaladı, Avrupa’yı Kuzey Amerika, Asya, Latin Amerika ve Afrika takip ediyor.

WIPO Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi, zamandan ve maliyetten tasarruf sağlayan alternatif uyuşmazlık çözümü (ADR) seçenekleri sunan ve özel tarafların etkin bir şekilde yerel ve sınır aşan fikri mülkiyet ve teknoloji uyuşmazlıklarını mahkeme dışında çözmelerini sağlayan tarafsız, uluslararası ve kâr amacı gütmeyen bir uyuşmazlık çözüm hizmet sağlayıcısıdır.

İstatistikler için tıklayınız.
Share:

EPO, AI ve makine öğrenimi buluşlarının patentlenmesi süreçlerine ve yöntemlerine açıklık getirdi

Yapay zeka

Avrupa patent ofisi (EPO) geçtiğimiz günlerde inceleme kılavuzlarını revize ederek yayınladı. Yeni kılavuzlar, sınıflandırma, kümeleme, regresyon ve boyutluluk azaltma için hesaplama modelleri ve algoritmalar olarak tanımlanan Yapay zekâ (AI) ve makine öğrenme buluşlarına özel olarak değinen yeni bir bölüm içeriyorlar.

Yeni bölüm, AI ve makine öğrenimi buluşlarının başarılı bir şekilde işlemlerinin yürütülmesine ve buluşların “bilgisayımsal (computational)” kalmasından ve dolayısıyla soyut ve tek başına patentlenemez olmasından kaçınmak için yöntemlere ilişkin net tavsiyeler sunuyor.

Gözden geçirilmiş kılavuzlara göre, patent koruması almaya hak kazanabilmek için bir AI veya makine öğrenimi buluşunun gerçek bir teknik soruna uygulanması gerekiyor. Bunun anlamı, bir AI veya makine öğrenimi buluşu gerçek bir problem üzerinde teknik bir etkiye sahip olursa, AB patent hukuk kapsamında muhtemelen patentlenebilir olacak.

Kılavuzlara göre, buluş konusunun bir bütün olarak teknik bir niteliğe sahip olup olmadığı incelenirken (Madde 52 (1), (2) ve (3)), “destek vektör makinesi”, “mantıksal motor” veya “sinir ağı” gibi ifadeler dikkatlice incelenecek, çünkü bu türden kavramlar genellikle teknik özellikten yoksun soyut modellere atıfta bulunuyorlar.

AI ve makine öğrenimi gelecek yenilikler için büyük potansiyel taşıyor. Yapay zekâ ve makine öğrenimi ile ilgili yasal kesinlik ve daha güçlü patent koruması sağlanmasıyla bu çığır açan araştırma alanında daha fazla yatırım ve Ar-Ge olmasına neden olacak. AI patent başvurusu ve makine öğrenimi buluşlarıyla ilgili küresel istatistikler, bu teknoloji alanının çok hızlı bir şekilde geliştiğini doğruluyor. Son on yılda, AI ve Makine öğrenmesiyle ilgili patent tescillerinin sayısı dünya çapında% 250 artış gösterdi. Ayrıca, AI ve makine öğrenimi buluşlarının global patent başvurularının sayısı 2006 ile 2016 arasında altıya katlandı.

Avrupa Patent Ofisi’nin kılavuzlarındaki revizyonların daha net bir yasal ortam oluşturacak olmasına bağlı olarak daha fazla AI ve makine öğrenimi patent başvurusu yapılması ve bu alanlarda Ar-Ge'ye daha fazla yatırım yapılması bekleniyor.
Share:

Avrupa Patent Ofisi 2018 yıllık raporunu yayınladı

Avrupa Patent Ofisi'nin Hollanda Rijswijk'deki Tasarım Ödüllü Binası

Avrupa Patent Ofisi'ne (EPO) yapılan başvuruların sayısı geçen yıl % 4,6 artarak 174317 (2017: 166594) seviyesine ulaştı.

EPO'nun 2018 Yıllık Raporu, tüm büyük sanayi ülkelerinden yapılan patentlerde bir artış olduğunu gösteriyor. Avrupa şirketleri, toplam 38 EPO üyesi ülkeden kaynaklanan % 47’lik başvuru oranı ile kendi iç pazarlarında liderliğini korudular. Asya şirketleri de yerlerini korurken, Çin, Japonya ve Kore Cumhuriyeti'nin toplam payı % 22,6'ya yükseldi (2017:% 22,1). ABD  %25’lik oranla en fazla Avrupa patent başvurusu yapan ülke oldu. ABD’yi sırasıyla Almanya, Japonya, Fransa ve Çin takip ediyor. EPO, 2018'de 127625 adet Avrupa patenti verdi (+%21).
Avrupa patent başvurularındaki büyüme trendi grafiği (2014-2018)

Avrupalı şirketler büyümede önemli rol oynadı

EPO üyesi ülkelerin şirketleri, 2018'de % 3,8 daha fazla Avrupa patent başvurusu yaptılar, bu oran 2010'dan bu yana en güçlü büyüme anlamına geliyor. Başvuru sayılarındaki toplam büyümenin %40’nı Avrupa şirketleri gerçekleştirmiş oldu. Bu oran Çin, Japonya ve Kore Cumhuriyeti şirketlerinden kaynaklı toplam başvuru sayısındaki büyümeden daha fazla bir büyüme demek.

Çin'den yapılan başvurular % 8,8 arttı, bu son beş yıldaki en düşük oran. Bu durumun, bilgisayar teknolojisi, elektrikli makineler ve enerji ve görsel-işitsel teknoloji dahil olmak üzere, ülkenin en patent-yoğun alanlarının bazılarındaki yavaş büyümeden kaynaklandığı rapor ediliyor.

ABD ve Japon şirketleri, 2018'de sırasıyla % + 2.7 ve % + 3.9 artış elde etti. Kore Cumhuriyeti, dijital iletişim, elektrikli makine ve enerji ve bilgisayar teknolojisi alanları ile ilgili patent başvurularında %13 artış sağladı; bu önceki yıldaki gerilemesini (2017:% -3.4) tersine çevirdiği anlamına geliyor.  

Patent başvuru hacimlerinin düşük olduğu ülkelerden de önemli artışlar gözlendi. Bu ülkelerin bazıları: Singapur (% + 20.2), Avustralya (% + 16.3), Rusya Federasyonu (% + 13.4), Çin Taipei (% + 8.9), Kanada (% + 5.5) ve İsrail (% + 4.9).

Avrupa ülkelerinden yapılan başvurular pozitif seyir gösterdi

Avrupa ülkeleri genel olarak pozitif bir eğilim sergiledi, çoğu 2017’den daha fazla patent başvurusu yaptılar. Fransa ve Finlandiya hariç olmak üzere, EPO’nun en büyük 20 menşe ülkesi 2018’de büyüme gösterdi.

Almanya kaynaklı başvurular +% 4.7 oranında artarak 26734’e ulaştı (2017’den yaklaşık 1200 adet daha fazla); bu 2010 yılından bu yana en büyük artış anlamına geliyor. Bu artış esas olarak otomotiv sektöründeki ve sensörler ve diğer ölçüm cihazları gibi ilgili alanlardaki artış eğiliminden kaynaklanıyor.

Başvuru sayısı yüksek olan diğer ülkeler arasında İsviçre (+% 7.8), İngiltere (+% 7.8) ve İsveç (+% 7.1) yer alırken, Hollanda (+% 1.4) ve İtalya (+ 0.9%) bir önceki yıla yakın seyretti. Diğer yandan, Fransa (% -2.8) ve Finlandiya (% -3.8) düşüş kaydettiler.

Medikal teknolojiler en fazla başvuru yapılan alan oldu

Medikal teknolojiler, EPO'da en fazla patent başvurusu yapılan teknik alan olmayı sürdürdü (2018'de % 5 artış), bunu dijital iletişim ve bilgisayar teknolojisi izledi. İlk 10 teknik alan arasındaki en güçlü büyüme, % 13'lük büyümeyle yaşam bilimlerinde (farmasötik ve biyoteknoloji) oldu.

En başta gelen teknik alanlara ilişkin rakamlar, Çin ve Kore Cumhuriyeti’nin, özellikle sektörlerinin uzmanlaştığı bir alan olan bilgi ve iletişim teknolojileri alanlarında güçlü bir şekilde büyüdüğünü gösteriyor.
2018 yılında en fazla Avrupa patent başvurusu yapılan teknik alanlar

Araçları, uçakları, trenleri ve gemileri kapsayan taşımacılık Avrupa'dan kaynaklı başvurularda en büyük paya (% 59) sahip oldu, taşımacılıkta başta gelen 10 işletmenin 7’si Avrupalı. 

Yıllık Rapor ayrıca, Avrupalı şirketlerin geçen yıl yaşam bilimlerinde güçlü bir şekilde temsil edildiğini gösteriyor: EPO'da biyoteknoloji patentleri için başvuru yapan ilk 10 başvuru sahibinden 8’i Avrupalı firmalar oldu. Ayrıca, Avrupalı firmalar EPO'nun ilaç başvuruları sıralamasında da ilk iki sırayı aldı.

Siemens ilk sırada yer aldı

Siemens, 2018'de 2493 Avrupa patent başvurusuyla en fazla başvuru yapan firma oldu. Böylelikle 2017’de birinci olan Huawei ile yer değiştirdi, Huawei ikinci sırada yer aldı. Bunları sırasıyla Samsung, LG ve United Technologies takip ediyor.

İlk onda Avrupa’dan dört, ABD’den üç, Kore Cumhuriyeti’den iki ve Çin’den bir şirket yer aldı.
İlk 10 Avrupa patent başvuru sahibi - 2018

Başvuruların beşte biri Kobi’lerden

Avrupa ülkelerinden kaynaklanan başvuruların bir dökümü, başvuruların % 71'inin büyük şirketler,% 20'sinin küçük ve orta ölçekli işletmeler ve bireysel buluşçular, % 9'unun da üniversiteler ve kamu araştırma kuruluşları tarafından yapıldığını gösteriyor. Bu, EPO'nun başvuru sahiplerinin önemli bir kısmının küçük işletmeler olduğunu teyit ediyor.

EPO'nun patent inceleme uzmanları tarafından yürütülen toplam patent araştırmaları, incelemeleri ve itiraz işlemleri 2018'de % 3,9 (2017'de % +4,6) oranında arttı.

Türkiye menşeli başvurular düştü

2018 yılında Türkiye meşeli toplam 572 adet Avrupa patent başvurusu yapıldı. Bu sayı 2017 yılında 911 adetti. Bu Türkiye'den yapılan başvuru sayılarında %37,2 oranda düşüş anlamına geliyor. 2018 yılında ilk 50 firma arasına giren Türk firma da olmadı. Vestel, 2017 yılında en fazla Avrupa patent başvurusu yapan ilk 50 firma arasında yer almıştı.

Rapor linkleri:

Share:

Avrupa Patent Ofisi üye ülkelerdeki zorunlu lisans uygulamalarına yönelik bir rapor yayınladı

Avrupa Patent Ofisi Binası, Münih

Avrupa Patent Ofisi (EPO), zorunlu lisansların verilmesi ile ilgili üye ülkelerin kanun ve prosedürlerindeki farklılıkları ayrıntılandıran “Avrupa'da zorunlu lisanslama: Ülkelere göre genel bakış” başlığıyla bir rapor yayınladı.

Raporda “çoğu Avrupa ülkesi zorunlu lisans verme rejimini kendi Fikri Mülkiyet mevzuatlarına entegre etmiş olmasına rağmen, olası lisans verme nedenleri ülkeler arasında farklılıklar gösterebilmektedir” deniyor. Rapor, farklılıkların ulusal yasalardan ve idari düzenlemelerden kaynaklandığına vurgu yapıyor.

Rapor Avrupa Patent Akademisi ve Avrupa Patent Avukatlar Birliği (EPLAW) tarafından hazırlandı ve aralarında Türkiye’nin de olduğu 38 Avrupa Patent Sözleşmesi (EPC) imzacısı ülkedeki farklı zorunlu lisans rejimlerine kapsamlı bir genel bakış sunmayı amaçlıyor.

Raporda, “Patentlerin zorunlu lisanslanması Avrupa genelinde sık kullanılmıyor, ancak bazı durumlarda zorunlu lisanslar, hükümet veya hükümet tarafından atanan otoritelerce patent sahiplerinin ‘başkaları tarafından buluşlarının kullanılmasını engelleme hakkını’ geçersiz kılmalarına olanak veriyor” açıklamasında bulunuluyor.

Rapor, “Patent sahibinin bakış açısından zorunlu bir lisans radikal bir uygulama olarak görünürken, kamu yararı açısından bakıldığında, örneğin hayat kurtarıcı buluşlar söz konusu olduğunda, bir zorunluluk olabilmektedir” diyor.

Rapor, lisans başvurusunda bulunmanın yasal dayanağı ve gerekçeleri, genel uygulama, itiraz ve gözden geçirme işlemleri ve istatistikler ve içtihatlar başlıkları altında bilgi sunuyor.

Raporun Türkiye’ye ayrılan kısmında Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında zorunlu lisans verilmesi ile ilgili süreçler genel olarak özetleniyor. Türkiye’de Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında zorunlu lisans uygulamasına yönelik çok az sayıda akademik çalışma olduğundan bahsediliyor. Rapor, Türkiye’de zorunlu lisans uygulamasına yönelik herhangi bir istatistik veya içtihat sunmuyor.

Rapor için tıklayınız.
Share:

"Ek Koruma Sertifikası" için kritik değişiklik önergesi

Avrupa Birliği Komisyonu ve Avrupa Birliği Bayrakları

Avrupa Komisyonu, “üretim feragatnamesi” uygulaması için Ek Koruma Sertifikalarına (SPC) ilişkin 469/2009 sayılı Tüzüğü değiştirmeyi teklif etti. Feragatname, SPC ile koruma imkanı sunmayan AB dışı pazarlara ihracat yapmaları amacıyla, AB merkezli şirketlere SPC ile korunan farmasötik ilaçların jenerik veya biyobenzerlerini üretme hakkı vermeyi amaçlıyor.

AB Konseyi, AB Parlamentosu ile tüzüğün değiştirilmesi konusunda müzakere yapılması amacıyla yetki verdi. Önergenin bu yıl uygulamaya alınacağı tahmin ediliyor.

İlaç ve bitki koruma ürünlerinin pazara sunumundan önce genel olarak ruhsat almaları gerekiyor. Bu nedenle, ilaçların ve bitki koruma ürünlerinin patent sahipleri, ürünlerini pazara sunmada gecikme yaşayabiliyorlar ve 20 yıllık patent süresinin tamamından yararlanamıyorlar. SPC sistemi, ruhsatlandırmaya ilişkin zaman kaybını telafi etmeyi amaçlıyor. SPC patent ile ilişkilendirilmiş belirli hakları uzatan kendine özgü (sui generis) fikri mülkiyet hakkı olarak tanımlanıyor. SPC, patentin sona ermesini hemen takiben yürürlüğe giriyor ve 5 yıla (belirli durumlarda 5.5 yıla) kadar ek koruma sağlıyor. Türkiye'de SPC uygulaması bulunmuyor. 
Share:

Harvard, Türkiye'deki marka haklarının ihlali davasını kazandı


Harvard Üniversitesi öğrencilerince yönetilen "Harvard Crimson" adlı blogda Harvard'ın Türkiye'deki marka haklarının ihlali ile ilgili bir davanın sonucuna ilişkin olarak Andrea M. Bossi ve Annie C. Doris imzalı ilgi çekici bir haber yayınlandı. Haberin tercümesini aşağıda sizlerle paylaşıyoruz.

Harvard Türk okulları ile olan marka ihtilafında $14K kazandı

Bir Türk vatandaşı olan Halil Çil’in Harvard’ın ticari markasını Türkiye'deki dil okullarına ve özel okullara, Üniversite’nin izni olmaksızın lisansını vermesi sonrasında, Harvard yaklaşık 73.000 Türk Lirası - yaklaşık 14 bin dolar - alacak.

Harvard, 2014 yılında konuyla ilgili olarak Türk avukat Okan Çan’ı bilgilendirdi ve Çil’in Harvard’ın ticari markalarını Türkiye’deki 30 farklı eğitim kurumuna lisansladığını tespit etti. Harvard'ı daha önce temsil eden Deris hukuk grubunda bir fikri mülkiyet avukatı olan Çan, Çil'in Harvard markasını kullanmasının pek çok şekilde olduğunu ifade etti.

Çan, “Harvard ticari markasını okullarda, panolarda ve binalarda kullanıyordu ve Harvard'ı, ya içerik ya da bir alan adı olarak web sitelerindeki eğitim materyallerinde tekraren kullanıyorlardı” dedi. “Harvard ticari markasını ayrıca sosyal medya hesaplarında kullanıyorlardı ve bunların hepsi Harvard ticari marka haklarını ihlal ediyordu.”

Yargıç Süleyman Binnaz Aydın Yunus tarafından 10 Nisan 2018'de Harvard’ın lehine dava kararı verildi. Davayla ilgili basın açıklaması 12 Ocak'ta Türkiye'de yayınlandı. Çil ve bağlı şirketleri olan Birleşik Markalar ve Harvard Publishers, Vuslat Koçak Pınar tarafından savunuldu.

Çil’in avukatı yorum talebine cevap vermedi.

Üniversitenin ticari markasını koruyan ve dünya çapında kullanımına izin veren Harvard Ticari Marka Programı ilk önce konuyu tanımladı.

Harvard Ticari Marka Programı Direktörü Rick Calixto bir e-posta bildirimde şunları yazdı: “Harvard Ticari Marka Programı, Halil Çil tarafından yaklaşık iki düzine okula Harvard markasını lisanslamak üzere bir franchise-tipi plandan oluşan Türkiye’de Harvard marka tescil haklarının korkunç bir şekilde ihlalinin farkına vardı.” 

Üniversite sözcüsü Jonathan L. Swain'e göre, Çil, Türkiye'deki marka ofisine çeşitli Harvard markalarının hak sahipliğini elde etmek için düzinelerce başvuruda bulundu. Çan, Çil’in tüm başvurularının reddedildiğini belirtti.

Swain bir e-postasında, hem Harvard ticari markasının haklarını kendi markası olarak  talep ettiği hem de markayı çeşitli okullara lisansladığı için, Harvard’ın Çil’i haksız bulduğunu yazdı. 

Çil’in eylemlerinden haberdar olduktan sonra, Harvard, davaya gitmeden önce konuyu çözmek için Çil ile iletişime geçti, ancak Çil, Harvard’ın Harvard markasını kullanmaya ve lisanslamaya son vermesi talebini kabulüne yanaşmadı. Harvard 2015’te dava açtı.

Swain, Çil’e karşı dava açmanın motivasyonunun çocuklarını sahte Harvard markalı okullara gönderebilecek ailelerin çıkarlarını en iyi şekilde koruma arzusu olduğunu ifade etti. 

Çan’a göre, Çil ve avukatları, Çil’in Harvard Publishers şirketine sahip olduğunu ifade ederek Harvard’ın davasına karşı savunmada bulundular. 

Çan, “aynı isimle İngiltere'de tescilli bir şirkete ve Türkiye’de tescilli bir şirkete sahip olan [Çil] bu ismi de ticari marka olarak kullanma hakkına sahip olduğunu iddia ediyor” dedi. “Bu ana davadaki temel savdı.”

Harvard’ın davasına cevaben Çan, Çil’in, Harvard’ın ticari markalarının Türkiye’de beş yıl boyunca kullanılmadığını iddia ederek Harvard’ın Türkiye'deki ticari marka tescillerinin iptal edilmesini umarak bir karşı temyiz başvurusunda bulunduğunu söyledi. Mahkeme, hem asıl davada hem de karşı davada Üniversite lehine karar verdi.

Swain, davanın Çil’in Türkiye’de Harvard markasını kullanması ve lisanslamasına karşı kati bir mahkeme emri ile sonuçlandığını yazdı.

Üniversite nihai olarak davadan 73.000 Türk Lirası alıyor. Bir Türk gazetesi olan Hürriyet, Çil'in ticari marka-lisanslama franchise işinden aylık 2 milyon Türk lirası - yıllık 4.5 milyon dolar - kazandığını aktardı.

Çan, Harvard’ın hedefinin parasal bir tazminat olmadığını, fakat “okulları en kısa zamanda durdurmak” ve okulları ticari marka ihlalinden haberdar etmek olduğunu ifade etti. Çan, franchise alan okulların bazılarının şimdi kapandığını ve birçoğunun da ismini değiştirdiğini söyledi.

Hürriyet’e göre, Çil, Türk-İngiliz Derneği ve Türk-Amerikan Derneği’nin de dahil olduğu Türkiye’deki çeşitli kurum ve taraflardan yaklaşık 500 dava ile karşı karşıya.

Share:

Yapay zeka patentlerinin etkileyici yükselişi


Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO), “Teknoloji Trendleri” adlı çalışmasını yayımladı. Çalışma yapay zekanın teorik olmaktan çıkarak küresel ekonomide ve dolayısıyla günlük hayatta git gide daha fazla kendini gösterdiğini sayılarla ortaya koyuyor.

Çalışmanın bulguları

  • Çalışma, yapay zekânın 1950'lerde ortaya çıkışından bu yana yenilik yapanların ve araştırmacıların 2016 yılına kadar yaklaşık 340.000 yapay zeka konulu buluş için başvuruda bulunduğunu ve 1.6 milyondan fazla bilimsel çalışma yayınladıklarını ortaya koydu.
  • Yapay zekâ ile ilgili patentler çok hızlı bir şekilde artıyor, 2013'ten bu yana yayınlanan buluşların yarısından fazlası yapay zekâ ile ilgili.
  • İlk 30 yapay zekâ patent başvuru sahibinin 26’sı şirketler iken, geriye kalan 4’nü üniversiteler ve araştırma kurumları oluşturuyor.
  • Amerika Birleşik Devletleri merkezli International Business Machines Corp. (IBM), 2016 sonunda 8.290 buluşla en büyük yapay zeka patent başvurusu portföyüne sahip, bunu 5.930 başvuruyla ABD merkezli Microsoft Corporation izliyor.  Bunların dışında ilk 5’te yer alan başvuru sahipleri: Japonya merkezli Toshiba Corp. (5,223), Güney Kore’den Samsung Group (5,102) ve Japonya’dan NEC Group (4,406).
  • İlk 30 başvuru sahibi arasında yer alan 4 akademik oyuncudan 3’ünü Çin kurumları oluşturuyor, Çin Bilimler Akademisi 2500 patent ailesiyle 17. sırada yer alıyor. Akademik oyuncular arasında, Çin kurumları yapay zekâ patentlerinde ilk 20 akademik oyuncunun 17’sini ve ayrıca yapay zekâ ile ilgili bilimsel yayınların da ilk 20’sinin 10’unu oluşturuyor.

Yapay zeka teknikleri

  • Makine öğrenimi, özellikle de makine çevirisinde devrim yaratan sinir ağları, patentlerde açıklanan baskın yapay zekâ tekniğini oluşturuyor, öyle ki tüm tespit edilen buluşların üçte birinden daha fazlasını meydana getiriyor.
  • Konuşma tanıma sistemlerini içeren yapay zekâda devrim yaratan bir makine öğrenme tekniği olan derin öğrenme en hızlı büyüme kaydeden yapay zekâ tekniği oldu, öyle ki 2013’de 118 adet iken 2016’da 2.399 adet patent başvurusu yapıldı, bu 20 kat artış veya yıllık ortalama yüzde 175 artış anlamına geliyor.
  • Referans olarak, tüm teknolojiler için patent başvurularının sayısı aynı dönemde sadece yüzde 33 veya ortalama yıllık yüzde 10 oranında bir artış gösterdi.

Endüstride yapay zeka

  • Görüntü tanıma içeren ve sürücüsüz otomobillerin yönetimi için çok önemli olan bilgisayarlı görme en popüler yapay zekâ uygulaması oldu, tüm yapay zeka odaklı patentlerin yüzde 49’unda buna atıfta bulunuldu.
  • Robotikler için yapay zekâ, 2013'te 622 patent başvurusundan 2016'da 2.272'ye çıktı, bu da toplam yüzde 265'lik bir artış veya yıllık ortalama yüzde 55'lik bir artış anlamına geliyor.
  • Robotik kol gibi cihazların davranışını yöneten kontrol yöntemleri için patent başvuruları 2013'te 193'ten 2016'da 698'e yükseldi, bu yüzde 262'lik bir artış veya yüzde 55'lik yıllık ortalama artış anlamına geliyor.
  • Otonom araçlar da dahil olmak üzere ulaştırma sektörü, yapay zeka ile ilişkili büyüme oranının en hızlı olduğu alanlar arasında yer aldı. 2016 yılında 8.764 başvuru yapıldığı gözlendi, bu 2013'teki 3.738 başvuru ile kıyaslandığında yüzde 134 artış veya yıllık ortalama yüzde 33'lük bir büyüme anlamına geliyor (2013-2016 arasındaki tanımlanmış tüm patent dokümanlarının yüzde 19'u ulaşım sektörüyle ilgili oldu).
  • Yapay zekâ, 2013 yılındaki 3.625 adet başvuruya göre 2016 yılında 6.684 başvuruyla yüzde 84 artış veya yüzde 23 yıllık ortalama artış gösteren telekomünikasyon alanındaki ağların iyileştirilmesi için çok önem arz ediyor. (2013-2016 yılları arasında tanımlanmış tüm patent dokümanlarının yüzde 15'inin telekomünikasyonla ilgili olduğu görünüyor).
  • Yapay zekânın robotik cerrahi ve ilaç kişiselleştirmesine uygulanabildiği yaşam ve tıp bilimleri 2016’da 4.112 adet başvuru aldı, bu 2013’deki 2.942 adet başvuruya göre yüzde 40 artış veya yıllık yüzde 12 artış anlamına geliyor (2013-2016 yılları arasında tanımlanmış tüm patent dokümanlarının yüzde 11'nin yaşam ve tıp bilimleri ilgili olduğu görünüyor).
  • Kişisel cihazlar, bilgisayar ve insan-bilgisayar etkileşimli cihazlar 2016’da 3.977 adet başvuru aldı, bu 2013’deki 2.915 adet başvuruya göre yüzde 36 artış veya yıllık yüzde 11 artış anlamına geliyor (2013-2016 yılları arasında tanımlanmış tüm patent dokümanlarının yüzde 11'nin kişisel cihazlar, bilgisayar ve insan-bilgisayar etkileşimli cihazlar ile ilgili olduğu görünüyor). Yapay zeka, akıllı telefonlar için mükemmel portre fotoğrafçılığı için yüz özelliklerini tanımlayan kameralar ve asistanlar dahil birçok teknolojide uygulanıyor.
Çalışmaya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Share:

Popüler Yayınlar

KATEGORİ

Etiketler

Son Yazılar

İLETİŞİM FORMU

Ad

E-posta *

Mesaj *